DARUL İSLAM
Müminlerin buluştuğu sitemize
hoş geldiniz lütfen üye olunuz
DARUL İSLAM

MÜMİNLERİN BULUŞTUĞU SİTE DARUL İSLAM -KAPI

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
3D MEKANLAR
3D MEKANLAR
ONLİNE HAC REHBERİ
3D MEKANLAR
Ekim 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     

Takvim Takvim

3D MEKANLAR

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

İfk Hadisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1GAZETE BAŞLIKLARI İfk Hadisi Bir Perş. Ocak 20, 2011 10:44 am

fani

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
Zuhri merhum, Urve ve baskalarindan almis olarak Hz. Aise'nin su rivayetini nakleder:
"Hz.
Aise (radiyallahu anha) buyurmustur ki: "Resulullah (aleyhissalatu
vesselam) bir sefere cikacagi zaman kadinlari arasinda kur'a ceker,
kur'a kime cikarsa onu beraberinde sefere gotururdu.
Bir sefer
sirasinda da benim okum cikti ve yolculuguna ben refakat ettim. Bu
sefer, ortunme emri geldikten sonra idi. Ben yol sirasinda deve
sirtinda giden bir mahmil icinde tasiniyordum. Konak yerlerinde de onun
icinde iken iniyordum. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in o gazvesi
sona erinceye kadar hep boyle yol aldik. Nihayet geri dondu ve
Medine'ye yakin bir yerde konakladik. Geceleyin bir muddet kaldiktan
sonra donus emri verildi. Donus emri ciktigi sirada ben kalkip (kaza-yi
hacet icin tek basima) sordudan ayrilip gittim. Ihtiyacimi gordukten
sonra binegime geri geldim. O sirada gogsumu yokladim. Yemen'in goz
boncugundan yapilmis gerdanligimkopmustu. Aramak uzere geri dondum. Onu
aramak beni epeyce oyaladi. Benim binegimle mesgul olan askerler gelip
mahmilimi deveme yuklemisler. Zannetmisler ki ben mahmilin icindeyim. O
zamanlar kadinlar cok hafifti. Az yedikleri icin sisman degillerdi.
Askerler mahmilini kaldirirken hafifligine sasirmayip yuklemisler. Ben
zaten kucuk yasta bir kadindim: Hulasa devemi surup gitmisler.
Ordu
gittikten sonra gerdanligimi buldum. Ordugaha geri dondugum zaman
kimseyi bulamadim. Herkes gitmisti. Once bulundugum yere geldim. Beni
bir muddet sonra kaybetmis olduklarini farkederek aramaya geleceklerini
dusundum. Bu halde iken uyku bastirmis ve uyuyup kalmisim.
Safvan
Ibnu Muattal es-Sulemi -ki bilahere (Zekvan'da ikamet ederek) Zekvani
unvanini da almistir- (geri gozculugu vazifesiyle) ordugahin
gerilerinde geceyi gecirmisti. Sabah olunca benim menzilden gecerken
uyuyan bir insan karaltisi gorerek yanima geldi. Gorur gormez beni
tanidi. Zira ortunme emri gelmezden once beni gormustu.
Ben onun
istirca sesiyle "Inna lillah ve inna ileyhi raci'un =Biz Allah'in
kullariyiz ve Allah'a donup varacagiz" uyandim. Derhal basortumle
yuzumu orttum. Allah'a kasem olsun bana tek kelime konusmadi,
istircaindan baska bir tek sozunu de isitmedim. Indi ve devesini
ihtirdi. Binmem icin devenin on ayaklarina ayagiyla basti. Ben de
bindim. Devemi onden cekti, boylece yol aldik. Ordu bir yerde
konakladigi sirada onlara yetistik.
(Gecikme hadisesini iftira
vesilesi yaparak) benim yuzumden helak olanlar oldu. Bu iste en buyuk
vebal de Abdullah Ibnu Ubey Ibni Selul'e dusmustu.
Medine'ye
geldigimiz zaman bir ay kadar hasta yattim. Meger bu esnada iftira
edenlerin dedikodulari herkesi mesgul ediyormus. Benim ise hicbir
seyden haberim olmadi. Ancak bir husus bende kusku uyandirmisti.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'da, baska zaman hastalaninca
gordugum iltifat ve alakayi goremiyordum. Yanima girip selam veriyor,
sonra da: "Su sizinki nasil?" deyip cikiyordu. Bu davranisindan biraz
iskilleniyordum ama yine de (ortaligi saran) fitneden bihaberdim. Bu
halde nekalet devresine girdim.
Bir gece, ben ve Ummu Mistah o zaman
icin hela olarak kullandigimiz menasi (denen cukurlarin bulundugu
semte) dogru gitmistik. Biz buraya, geceden geceye cikardik. (Hicab
ayetinden sonra) evlerde helalar insa edilince cikmaz olduk. Bundan
once biz de, eski Araplarin def-i hacetteki usulune uyuyorduk. Ben ve
Ummu Mistah -ki bu kadin Ebu Ruhm Ibnu Muttalib Ibni Abdi Menaf'in
kizidir- boylece yuruduk. Onun annesi Ebu Bekri's-Siddik'in teyzesi
olan Sahr Ibnu Amir'in kizidir. Oglu da Mistah Ibnu Usase Ibnu Ubad
Ibni'l-Muttalib'dir.
Isimiz bittikten sonra yuruyorduk. Ummu Mistah,
ayagi ortusune takilarak dustu. Kadin (boyle can yakici durumlarda
soylenmesi adet olan "dusmanin helak olsun demedi): "Mistah helak
olsun!" diye (ogluna) beddua etti. Ben kadina:
-"Amma da yaptin!" Bedir gazvesine katilan bir kimseye beddua ediyorsun ha!" dedim.
-"Anacigim! onun ne soyledigini isitmedin mi?" dedi.
-"Ne soylemis ki?" dedim.
Bunun uzerine iftiracilarin soylediklerini bir bir anlatti. Hastaligima yeni hastalik katildi.
Eve donunce, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanima girdi ve:
(Ismimi soylemeden) "Adaminiz nasil." dedi. Ben:
-"Ebeveyniminyanina
gitmeye izin ver" dedim. Ben, haberin aslini annemle babamdan isitmek
istiyordum. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) izin verdi, ben de
ebeveynimin yanina geldim. Anneme:
-"Ey annecigim, halk arasinda soylenen bu sozler nedir?" dedim.
-"Ey
kizim! Sen bu meseleyi buyutme. Allah'a kasem olsun guzel ve kocasinin
yaninda sevgili olan, bircok kumalari (ortak) bulunan bir kadin
hakkinda her zaman cok dedikodu ederler" dedi. Ben:
-"Subhanallah, demek halk boyle soyluyor ha!" dedim.
O gece sabaha kadar hic durmadan agladim. Ne gozumun yasi dindi, ne de gozume uyku girdi.
Sabah
oldu, ben hala agliyordum. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) o gun
Ali Ibnu Ebi Talib'i ve Usame Ibnu Zeyd (radiyallahu anhuma)'i
cagirmisti. Benimle ilgili vahyin gecikmesi uzerine ailesiyle ayrilma
hususunda onlarla istisare ediyordu.
Usame (radiyallahu anh),
ehlinin sucsuzlugu hususunda onlara karsi icinde besledigi sevgiye
dayanarak, bildigi hususu soyle dile getirmisti:
-"Ey Allah'in Resulu! Onlar zevcelerinizdir. Allah'a kasem olsun, onlar hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyoruz."
Ali Ibnu Ebi Talib de soyle demisti:
-"Ey
Allah'in Resulu, Allah sana darlik vermez. Ondan baska kadin coktur.
Sen cariyene sor, (onun halinni o daha iyi bilir), sana gercegi haber
verir."
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu tavsiye uzerine cariyemiz Berire'yi cagirdi ve:
-"Ey Berire, soyle! Aise'de sana suphe verici bir husus gordun mu?" diye sordu. Berire:
-"Hayir!
Seni hak uzerine peygamber olarak gonderen Zat-i Zulcelal'e yemin
olsun, ben onda fena buldugum bir sey gormedim. Ayiplanabilecek tek
gordugum sey sudur: "Yasi genc oldugu icin, ailesi icin yogurdugu
hamurun uzerine uyur, bu sirada gelen keci, hamurdan yerdi."
(Bu
sorusturma sonunda) Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kalkip mescidde
bir hutbe okur. Bu iftirayi ilk defa cikaran Abdullah Ibni Ubey Ibni
Selul hakkinda soz etmekten ozur dileyerek, minberde sunlari soyler:
-"Ehlim
hakkinda bana sikinti veren adami cezalandirmada, intikamimi almada
bana kim yardim edecek? Allah'a yemin olsun ehlim hakkinda hayirdan
baska bir sey bilmiyorum. Adi iftiraya karistirilan bir adamdan soz
ettiler. Onun hakkinda da hayirdan baska bir sey bilmiyorum. O ailemin
yanina ben olmayinca hic girmemistir."
Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in bu sozleri uzerine (Evs kabilesinin reisi) Sa'd Ibnu Muaz (radiyallahu anh) kalkti ve:
-"Ey
Allah'in Resulu! Allah'a yemin olsun biz ondan senin intikamini aliriz!
Eger Evs kabilesindense boynunu vururuz. Hazrecli kardeslerimizden ise,
bize sen emredersin, biz emrini aynen yerine getiririz!" dedi.
Hazrec
kabilesinin reisi olan Sa'd Ibnu Ubade ayaga kalkti. Sa'd aslinda salih
bir kimseydi. Ancak (Sa'd Ibnu Muaz'in konusmasindan alinarak) kabile
hamiyet ve gayretine kapilmisti. Sa'd Ibnu Muaz'a donerek su sert
cevabi verdi:
-"Vallahi sen yalan soyluyorsun! Sen onu (Abdullah Ibnu Ubey Ibnu Selul'u) olduremezsin. Oldurtmeye gucun de yetmez."
(Ensar'in
ileri gelenlerinden) Useyd Ibnu Hudayr (radiyallahu anh) -ki bu zat da
Sa'd Ibnu Muaz'in amcaogludur- kalkarak Sa'd Ibnu Ubade'ye cikisti:
-"Allah'a
yemin olsun yalan soyleyen sensin. Onu mutlaka oldururuz. (Abdullah
Ibnu Ubey'e arka cikiyorsan) sen de munafiksin, munafiklar hesabina
kavga ediyorsun!"
Derken (Ensar'in iki kabilesi) Evs ve Hazrec ayaga
kalkmislar ve Resulullah (aleyhissalatu vesselam) daha minberde iken,
birbirlerine girmeye ramak kalmisti. Resulullah (aleyhissalatu
vesselam) sukuneti saglayincaya kadar gayret sarfetmis ve minberden
inmisti.
Ben o gun de agladim. Ne gozumun yasi dindi, ne de gozume
uyku girdi. Muteakip gece de hep agladim: Ne gozumun yasi dindi ne de
bir parca olsun uykum geldi. Sabahleyin annem ve babam yanima geldiler.
Boylece ben, iki gece bir gunduz araliksiz aglamistim. Oyle ki artik
aglamaktan cigerlerim parcalanacak diye dusunuyordum.
Onlar yanimda
oturuyorlar, ben de aglamaya devam ediyordum. Derken Ensar'dan bir
kadin izin istedi. Ona, gir dedim. Yanima oturup o da benimle aglamaya
basladi. Biz bu halde iken Resulullah (aleyhissalatu vesselam) girdi.
Sonra oturdu. Hakkimda soylenen seyler soylenileden beri yanimda hic
oturmamisti. Bu arada bir ay gecmis ve meselemle ilgili herhangi bir
vahy gelmemisti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) otururken sehadet
kelimesini de getirmisti. Sonra bana sunlari soyledi:
-"Ey Aise,
senin hakkinda bana soyle soyle sozler ulasti. Eger bu dedikodulardan
beri isen Allah seni vahiyle tebrie edecektir. Sayet bir gunah isledi
isen Allah Teala'ya tevbe et. Zira kul bir gunah isler, sonra da
gunahini itirafla tevbe ederse, Allah Teala tevbesini kabul ve affeder."
Resulullah
(aleyhissalatu vesselam)'in sozlerini tamamlayinca (izdirabimin
siddetinden) gozlerimin yasi kurudu, artik tek bir damla bile yas
hissetmiyordum. Babama:
-"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in sozlerine sen cevap ver" dedim.
Babam: -"Vallahi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ne diyecegimi bilemiyorum" dedi. Anneme yonelerek:
-"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soylediklerine sen bari cevap ver" dedim. Annem de:
-"Vallahi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ne soyleyecegimi ben de bilemiyorum" dedi.
Hz. Aise devamla der ki: "Ben yasi henuz kucuk bir kadindim. Kur'an'dan da fazla okumuyordum. Dedim ki:
-"Vallahi
ben biliyorum ki halkin soylestigi seyleri isittiniz. Onlar icinize yer
etti ve hep inandiniz. Size: "Gunahsizim" dedim, inanmiyorsunuz.
Yapmadigim bir seyi size itiraf etsem, -Allah biliyor ki ben ondan
beriyim- beni tasdik edeceksiniz. Allah'a kasem olsun, sizinle benim
durumumu anlatacak en iyi ornek Hz. Yusuf'un babasi ve onun su sozudur:
"Bana guzelce sabir gerekir. Anlattiklariniza ancak Allah'tan yardim
istenir" (Yusuf, 18). Sonra yuzumu cevirip yatagima sokuldum. Kasem
olsun ben o zaman sucsuz oldugumu biliyordum ve Allah'in benim
sucsuzlugumu te'yid edecegine inaniyordum. Ancak, kesinlikle, Allah'in
benim hakkimda bir vahiy indirecegini, bunun (kiyamete kadar)
okunacagini hic aklimdan gecirmedim. Ben, kendimi, Allah'in herhangi
bir sekilde tekellum buyurarak okunacak bir vahiy konusu edilmeye deger
bulmuyordum. Ancak, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in gorecegi bir
ruya yoluyla Allah'in beni tebrie edecegini umid ediyordum.
Allah'a
kasem olsun, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) daha oturmus oldugu
yerden kalkmamis ve ev halkindan kimse disari cikmamisti ki Allah,
Resulune vahiy indirdi: Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i vahiy
sirasinda her zaman gelen halet istila etti. Sonra da o hal zail oldu.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) tebessum icindeydiler. Konustugu
ilk kelime bana sunu soylemek oldu:
-"Ey Aise Allah'a hamdet. Zira, seni tebrie buyurdu."
Annem de bana: -"Kalk Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a tesekkur et!" dedi. Ben ise:
-"Vallahi
hayir, ona tesekkur etmeyecegim, sadece Allahima hamdediyorum. Benim
sucsuzlugumu Rabbim vahiy buyurdu" dedim. Allah'in indirdigi vahiy
soyleydi:
-"Muhammed'in esine o yalani uyduranlar icinizden bir
guruhtur. Bunu kendiniz icin kotu sanmayin, o sizin icin hayirli
olmustur. O kimselerden herbirine kazandigi gunah karsiligi ceza
vardir. Iclerinden elebasilik yapana ise buyuk azab vardir. Onu
isittiginiz zaman, erkek-kadin mu'minlerin, kendiliklerinden husnuzanda
bulunup da: "Bu apacik bir iftiradir" demeleri gerekmez miydi? Dort
sahid getirmeleri gerekmez miydi? Iste bunlar sahid getirmedikce, Allah
katinda yalanci olanlardir. Allah'in dunya ve ahirette size lutuf ve
merhameti olmasaydi, o kotu sozu yaymanizdan oturu buyuk bir azaba
ugrardiniz..." (Nur 20).
(Bir sayfa tutan) on ayeti, Cenab-i Hakk
benim sucsuzlugumla ilgili bu ayetleri indirince, Ebu Bekri's-Siddik
(radiyallahu anh) -ki Mistah Ibnu Usase'ye akrabaligi ve fakirligi
sebebiyle maddi yardimda bulunuyordu- sunu soyledi:
-"Aise (radiyallahu anha)'ye bu iftirayi yaptiktan sonra, ona artik bir daha yardim yapmayacagim."
Bunun
uzerine su vahiy indi: "Icinizde lutuf ve servet sahibi olanlar,
yakinlarina, duskunlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek icin
yemin etmesinler, affetsinler gecsinler. Allah'in sizi bagislamasindan
hoslanmaz misiniz? Allah bagislayandir, merhametli olandir" (Nur, 22).
Bunun
uzerine Ebu Bekri's-Siddik (radiyallahu anh): "Evet evet, Allah'a kasem
olsun, Allah'in beni affetmesini cok severim" dedi ve Mistah'a yapmakta
oldugu yardimi yapmaya devam etti ve: "Ebediyyen yardimi ondan
kesmeyecegim" dedi.
Hz. Aiese (radiyallahu anha) sozlerine devamla dedi ki:
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) tahkik sirasinda Zeyneb Bintu Cahs'a da hakkimda sormus ve:
-"Ey Zeyneb, bu hususta ne biliyorsun, ne gordun?" demisti. O da:
-"Ey
Allah'in Resulu, ben kulagimi, gozumu isitmedigim, gormedigim seyden
muhafaza ederim. Ben Aise hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyorum!"
demisti. Zeyneb (radiyallahu anha), Resulullah (aleyhissalatu
vesselam)'in zevce-i tahireleri arasinda (bazi faziletleri sebebiyle)
benimle boy olcusen birisiydi. Allah vera ve dindarligi sebebiyle onu
(bu meselede mufteriler tarafinda yer almaktan) korudu. Onun kiz
kardesi Hamna ise, onunla mucadeleye koyuldu ve helak olan mufteriler
arasinda helak oldu.
Mufteriler arasinda (Hz. Peygamber
(aleyhissalatu vesselam)'in sairi) Hassan Ibnu Sabit (radiyallahu anh)
de vardi. Urve der ki: "Hz. Aise (radiyallahu anha) yaninda Hassan'a
kotu soz soylenmesinden hoslanmazdi ve derdi ki: "O su beyti soyleyen
kimsedir: "Babam, babanin babasi, irzim, size karsi Muhammed
(aleyhissalatu vesselam)'in irzina bekcidir."
Mesruk Ibnu'l-Ecda der
ki: -"Ben Hz. Aise (radiyallahu anha)'nin huzuruna girmistim. Yaninda
Hassan Ibnu Sabit (radiyallahu anh)'i gordum. Hz. Aise'ye siir okuyor,
bazi beyitleri kendisiyle tezyin ediyordu. Sunu okudu:
"Afifdir, agirdir, iffetinden suphe ne mumkun!
Kotu dusunceden uzak olanlarin etleri bile onu ac birakir."
Hz. Aise r.a ona,fakat sen böyle değilsin.dedi.
Mesruk
Hz. Aise'ye dedi ki: "Sen nasil olur da Hassan'in yanina girmesine izin
verirsin, o ki, hakkinda Allah soyle buyurmustur: "Iclerinden
elebasilik yapana ise buyuk azab vardir." Hz. Aise (radiyallahu anha)
su cevabi verdi: "Korlukten daha siddetli bir azab var mi!" Hz. Aise
sonra sunu da soyledi "O, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i mudafaa
ediyordu."
Buhari, Sehadat, 15, 30, Hibe 15, Cihad 64, Megazi 11,
34, Tefsir, Yusuf 3, Nur 6, 11, Eyman 18, I'tisan 28, Tevhid 35, 52;
Muslim, Tevbe 56, (2770); Tirmizi, Tefsir, (3179); Nesai, Taharet 1194,
(1, 163-164).



41/33-İnsanları Allaha kul olmaya çağıran, güzel ve yararlı işler yapan ve ben, tam bir teslimiyetle Allahın hükümlerine boyun eğen bir Müslümanım!diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?
http://hicret.benimforum.biz/forum.htm

2GAZETE BAŞLIKLARI Geri: İfk Hadisi Bir Perş. Ocak 20, 2011 11:45 am

Admin

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
bu uzun hadisi sonuna kadar okudum inanınki çok duygulan dım aileme de okudum bize çok faydalı oldu gerçektende uzun bir hadismiş

http://darulislam.forumsmusic.com

3GAZETE BAŞLIKLARI Geri: İfk Hadisi Bir C.tesi Ocak 22, 2011 6:00 pm

fani

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
Allah (c.c) sizden de razı olsun.Tüm aile halkına sevgi,selam ve saygılarımla



41/33-İnsanları Allaha kul olmaya çağıran, güzel ve yararlı işler yapan ve ben, tam bir teslimiyetle Allahın hükümlerine boyun eğen bir Müslümanım!diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?
http://hicret.benimforum.biz/forum.htm

Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz