DARUL İSLAM
Müminlerin buluştuğu sitemize
hoş geldiniz lütfen üye olunuz
DARUL İSLAM

MÜMİNLERİN BULUŞTUĞU SİTE DARUL İSLAM -KAPI

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
3D MEKANLAR
3D MEKANLAR
ONLİNE HAC REHBERİ
3D MEKANLAR
Haziran 2018
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930 

Takvim Takvim

3D MEKANLAR

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

*İslâm İlâhiyatçılarının Mezhepleri*

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1GAZETE BAŞLIKLARI *İslâm İlâhiyatçılarının Mezhepleri* Bir Paz Ara. 26, 2010 7:05 pm

Admin

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
İslâm İlâhiyatçılarının Mezhepleri

Müslüman mütekellimin veya ilahiyatçıları bu konuda kaderci ve cebirci diye iki büyük mezhebe ayrılmıştır. Bu her iki grubun tüm tartışmalarını buraya aktarmak mümkün değildir. Bunun için çok hacimli ayrı bir kitap yazılabilir. Burada ise bu iki grubun görüşlerinin özetini sunmaya çalışacağım, 18

Kadercilerin İnancı

Mutezile ve bazı diğer mezheplerin inancı şudur: Yüce Allah insanı yarattı, ona filleri üzerine güç ve kudret bahşetti ve iyilik ile kötülük arasında ayırım yapma yeteneğini verdi. Artık insan kendi gücüyle ve özgür iradesi doğrultusunda iyi veya kötü işler yapmaktadır ve yine bu yetkisine göre dünyada övgü veya kınama, âhirette de sevap veya azaba layık olacaktır. O Allah tarafından ne küfr ve günaha mecbur edilmiş, ne İman ve itaate zorlanmıştır. Aksine, Allahü Teala resullerini gönderir, mushafları indirir, iyi amel işleme emri verir, kötülükten meneder, doğru ile yanlış, Hak ile Bâtıl arasındaki kesin farkı belirtir ve insanlara, doğru yolda yürürseniz kurtulacak, yanlış yolu tercih ederseniz, kötü sonucunu görürsünüz diye uyarır.
Bu mezhebin ilke ve öğretilerini ilk önce Vâsıl bin Ata el-Gazzal belirlemişti. El-GazzaFe göre Allah âdil bir hakimdir. Allah'a şerr veya zulmü maletmek caiz değildir. Ayrıca, Yüce Allah'ın emir ve nehiyleriyle donattığı kullarını, kendi irade ve güçlerine aykırı olarak işler yaptırmaya kalkışması caiz olmadığı gibi, kendi emriyle işledikleri herhangi kötü bir şey için onları cezalandırması da caiz değildir. O halde, kulun kendisi hayır ve şerr failidir. Kendisi istediği gibi iman ile küfr ve itaat ile ma'siyet (günah) yolunu seçer ve Allahu Teala ona bütün bunlar için güç ve yetenek vermiştir. İbrahim bin Sey-yaru'n-Nizam buna, Allah'ın sadece hayr üzerine yetkisi olduğu, şerr, sıkıntı, eziyet ve günahların O'nun kudretinin dışında olduğu savını eklemiştir. Muammer bin İbadu's-Sele-mi ve Hişam bin Amru'l-Fevzi ise bu kuralı daha şiddetle savunmuş ve iyi veya kötü kaderin Allah'tan olduğuna inananların kâfir ve sapık olduğunu ileri sürmüştür. Zira bu inanç, Allah'ın iyi ve merhametli olma vasfına aykırıdır ve O'nun zâlim ve câbir olduğunu göstermektedir.
Bundan sonra Câhiz, Hayyat, Ka'bi, Ciyayi, Kadı Abdül Cebbar v.s. gibi ne kadar büyük mutezile alimi varsa hepsi, kulların fillerinin yönlendiricisinin Allah'ın değil, bizzat kulların olduğunu kuvvetli bir biçimde savunmuş, Allah'ın kullarına istemedikleri şeyleri zorla yaptırmadığını kaydetmiştir. 19

Kadercilerin Kur'an'dan Sundukları Deliller

Mu'tazile kendi inançlarını doğrulamak için Kur'an-ı Ke-im'in birçok âyetinden deliller sunmaya çalışmıştır. Örneğin
1) Kulların fiillerinin kendilerine ait olduğu hususunun vurgulandığı âyetler
"Allah'a nasıl küfrederseniz ki, siz ölülerden iken sizi diriltti?" (El-Bakara: 28)
"Elleriyle bir kitap yazıp sonra "Bu Allah katmdandır." Diyenlere yazıklar olsun" (El-Bakara: 79)
"Allah bir kavine ihsan ettiği nimetini, o kavim nefislerinde olanı değiştiirinceye kadar, değiştirici değildir." (El-En-fal:53)
"Fenalık işlemen onunla cezalandırılır." (En-hfea: 123)
Herkes kendi kazancına bağlıdır." (Et-Tûr:2i)
2) İnsanın kendi amellerine göre ödüi veya cezaya layık olacağının belirtildiği âyetler
"Bugün herkes kazandığı ile karşılanacaktır" (El-Gafir: 17)
"Bugün, işlediğiniz şeylerin karşılığı verilecek." (El-Casiye: 28)
"Yaptıkîannizdan başkasıyla mı cezalandırılıyor sunuz?."
(Nemi: 90)
3) Şer, zulüm ve diğer kötü şeylerden Allahü Teâlâ'nin münezzeh olduğu anlatılan âyetler
"O hangi şeyi yarattıysa, çok güzel yarattı" (Es-Secde: 7) Ve gayet tabii ki, küfr güzel bir şey değildir.
"Biz gökleri ve yeri ve aralanndakiieri ancak hak ile yarattık". (El-Hicr: 85)
Gayet tabii ki, küfr "hak" olamaz!
"Rabbin kullanna zulmedici değildir." (Fussilet: 46)
"Allah, âlemlere zulmetmek istemez.1' (M-i imran: 108)
4) Kafirler ve günahkârların kötülükleri ve ahlâksızlıkları nedeniyle kınandığı ve onların, iman ve itaat yolunu benimsemelerinin Allah tarafından engellenmediği ifade edilen âyetler "İnsanlara hidayet rehberi Peygamber geldiğinde, onları iman etmekten meneden şey. "Allah bir insanı mı Peygamber olarak gönderdi?" demeleridir." (Ei-isra: 94)
"Yarattığım şeye secde etmekten seni nneneden hedir?"
(Sâd:75)
"O halde o ılara ne oldu ki, iman etmiyorlar?" (Ei-inşi-kâk:20)
"Siz niçin o İmran: 99)
ilan Allah'ın yolundan alıkoyuyorsunuz?" (Âli
Eğer gerçekten Allah insanları iman etmelerinden alı-koysaydı ve onları küfre ve günaha mecbur etmiş olsaydı, onlara böyle sorular sorulmazdı. Tıpkı bir kişinin bir kişiyi bir odaya kapatıp, "oradan niye çıkamıyorsun?" gibi bir soru soramadığı gibi. Böyle bir durumda Allahu Teala'nm bir yandan insanları Hak yolundan alıkoyduğu ve diğer yandan, onlara, "siz Hak yolundan niye döndünüz?" diye sorduğu düşünülemez.
Allah'ın insanları doğru yoldan saptırıp kendilerine, "doğru yoldan niye saptınız?" diye sorduğu düşünülebilir mi? Onları küfre yöneltip "niye küfrü benimsediniz?" diye sorması tasavvur edilebilir mi? Onları Hakkın yerine Bâtıla sevkedip, "siz niye böyle yapıyorsunuz?" diye sorması beklenebilir mi?
5) İman ve küfrün insanların iradelerine bağlı olduğunun açıklandığı âyetJer
"Artık isteyen iman etsin, dileyen kâfir oIsun."(Ei-Kehf: 29)
"Artık isteyen, Rabbine bir yol tutar." (Ei-Müzzemmü: 19)
Sadece bu değil, kendi küfr ve masiyetlerini İlâhi irade ye maledenler de kınanmıştır,
Örneğin:
"Müşrikler derler ki: "Eğer Allah istemiş olsaydı, ne biz ve ne de babalarımız şirk koşardık." (Ei-En'am: 148)
"Kendi davalarını Tagût'a götürmeye niyet ederler; halbuki, kendilerine onu inkâr etme emri verilmişti" (B-Nisa:60)
"Müşrikler: "Eğer Allah dileseydi, ne biz ne de babalarımız Allah'tan başkasına tapmazdık." {En-Nahh 35)
6) Kulların iyi amel işlemeye davet edildiği âyetler
"Ve Rabbinize mağfiret için koşun" (Ai-i İmran:i33)
"Allah'ın davetçisine icabet edin." (Ei-Ahkâf: 3i)
"Rabbinize dönün" (Ez-Zümer: 54)
Gayet tabii kullarda güç ve yetenek olmadıkça, onlar itaate, Rabblerine koşmaya, dönmeye v.b. davet edilemez. Bir felçliden ve bir kötürümden ayağa kalkıp koşması istenebilir mi?
7) Kulların, Allah'ın kendilerine emrettiği fiiller işlediklerinin beyan edildiği âyetler 'Allah hiçbir zaman kötülüğü emretmez." (Ei-A'raf: 28)
"Halbuki, onlar ancak Allah'a ibadet etmeleri ile emroIunmuşlardl." (El-Beyyine: 5)
^?%"O kullannın küfrüne razı olmaz." (Ez-Zümer: 7)
Ancak Allah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardır." (Be-
Cool Insanlann kendi yaptıklarının cezasını çektiklerine ; dair âyetler
"İnsanların kendi ellerinin yaptıkları yüzünden karada, ve denizde fesad meydana çıktı." (Er-Rûm: 4i)
"Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizin kazandığı yüzündendir." (Eş-Şûra: 30)
"Şüphesiz, Allah insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Fakat insanlar kendi nefislerine zulmederler." (Yunus: 44)
"Biz, halkı zalim olan memleketlerden başkasını helak edİCİ değiliz." (El-Kasas: 59)
9) Allah'ın insanları hidayete veya sapıklığa mecbur etmediği, aksine insanların kendilerinin bu yollardan birini seçtiğini gösteren âyetler
"Semûd kavmine gelince: Onlara da, doğru yolu gösterdik. Onlar kötülüğü hidâyete tercih ettiler." (Fussilet: 17)
"Artık hidayeti kabul eden kendi faydası için hidayete ermiştir" (Yunus: 108)
"Dinde zorlama yoktur. İman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır. Tagûtu tanımayıp Allah'a iman eden öyle sağlam bir ipe sarılmıştır ki, onda ek yeri ve kopukluk yoktur." (Ei-Bakara: 256)
10) Peygamberlerin kendi hatalarını kabul edip kendileri tarafından işlendiği ifade edilen âyetler
Örneğin, Hz. Adem diyor ki:
"Ey Rabbimiz nefislerimize zulmettik." (El-A'raf: 23) Hz. Yunus diyor ki:
"Seni teşbih ve takdis ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum." (Ei-Enbiya: 87)
Hz. Musa diyor ki:
"Ey Rabbim, ben nefsime zulmettim." (El-Kasas: 16) Hz. Nuh diyor ki:
"Ey Rabbim, bilmediğim şeyi senden istemekten sana Şlğinirim." (Hûd: 47) 20

Cebirci Görüş

Öte yandan, Ceberiye veya Cebirciler, insan veya diğer canlılar ve nesnelerin ister kendileri veya sıfatları olsun, hiçbir canlı veya şeyin Allah'ın iradesi dışında oluşmadığına inanıyor. İnanışlarına göre evrende her zerrenin hareketi kaza ve kadere bağlıdır. Vücut ve icatta Allah'tan başka kimsenin herhangi bir rolü veya etkisi yoktur. Yaradılış ve ibdâda Allah'ın hiçbir ortağı yoktur. Ancak Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Hiçbir şey veya canlı O'nun emri olmadan zerre kadar kıpırdayamaz. Aîlahü Teala'nın emir ve icraatına iyi veya kötü damgasını vurmak akıl işi değildir. Mevla ne eylerse güzel eyler. Dünyada olayların nedenleri olarak tanımladığımız şeyler aslında görünüşteki nedenlerdir, yoksa gerçekte her şey Allah'ın iradesi ve emriyle olur ve yer ile göklerdeki tüm olup bitenlerin asıl faili O'dur.
Bu temel görüş ve inanıştan bazı zimnî veya cüz'î görüşler de doğmuştur Örneğin Ceyhem bin Safvan ve Şeyban bin Mesleme Haricînin görüşü şudur: İnsan kendi fiilleri açısından tamamen mecbur ve çaresizdir. Ne iradeye ne de yetkiye sahiptir. Cenab-ı Allah nasıl cansız nesneler, bitkiler ve diğer eşyayı hareketlendirirse, insanlarında kıpırdanmalarına neden olur. İnsanların fiil ve hareketlerinin kendilerine mal edilmesi sadece mecazi anlam taşımaktadır. Sevap ve gazaba gelince, fiilleri cebren olduğu için ödül ve cezaları da cebren olmaktadır. Yani, nasıl cebir ve zorlama ile bir insan iyi veya kötü harekette bulunuyorsa, cebir ve zorlama ile ödüllendirilmekte veya cezalandırılmaktadır. Yani, Mu'tezile'-nin halis kaderiyesine karşı halis cebriye fikridir.
Aralarında Hüseyin En-Neccar, Beşir bin Gıyas-ül Merisi, Darar bin Amru, Hafsu'l-Ferd, Sbu Abdullah Muham-med bin Kerrâm, Şuayıb bin Muhammed el-Harici ve Eba-diyye mezhebinin kurucusu Abdullah bin Ebad vb.nin bulunduğu başka bir grup ise Allah'ın insanların iyi veya kötü fiil ve amellerinin yaratıcısı olduğunu kabul ediyor, ancak aynı zamanda, kulların bir çeşit güç ve iradeye sahip olduğunu ve bunların, onun hareketlerinde bir rol oynadığına da inanıyor. Bu role "kesb" adını veriyorlar. Bu kesb nedeniyle insana emir ve nehy ile ilgili talimat verilmiş ve buna göre o azaba veya sevaba layık olacaktır.
İmam Ebu'l Hasan el-Eş'ari, "kesb"i kabul etmiş ve insanın bir hareket kudreti olduğunu da ispatlamıştır, ancak bunun tersini inkâr etmiştir. Yani, kendisine göre Allah, kuluna hangi fiil veya hareketi yaptırmak istiyorsa, o kulun hareket kabiliyetiyle gerçekleşmiş oluyor, ancak bu kabiliyet, kudret veya güç sadece İlahî iradenin hayata geçmesinin bir aracıdır; gerçekte ise bu güç veya yetenek, herhangi bir fiilin meydana gelmesine neden olan bir etkiye sahip değildir.
Kadı Ebu Bekir Baklânî'nin görüşü ise bundan biraz farklıdır. Ona göre bir insanın her hareketinin iki yönü vardır. Bir yönü, iyilik ve kötülük, hayır ve serden soyutlanan hareketin kendisidir. Bir başka yönü de itaat ve günah veya isyan ile ilgilidir. Örneğin, namaz ve oruç. Bu ilk yönü, Yüce Allah'tan kaynaklanır, çünkü bu O'nun kudretiyle meydana gelir. İkinci yönü ise kuldan kaynaklanır, çünkü bu yönüyle herhangi bir fiil onun güç ve yeteneğiyle işlenir ve buna göre ödül veya cezayı hak edebilir.
üstad Ebu İshak İsfrayini ise bu görüşe karşı çıkmıştır. Ona göre fiilin kendisi ve fiilin nitelikleri, yani iyi veya kötü oluşu, ikisi hem kul hem Allah'ın güç ve yeteneğiyle meydana gelir.
İmam-ül Haremeyn ise bu İki görüşü de reddetmiştir. Kendisine göre Aîlahü Teala, kulu hem kudret hem irade ile donatmıştır ve bu kudret ve İrade ile kul amaç ve hedeflerine ulaşır.
En son olarak cebir görüşünün ateşli savunucusu İmam Râzi ile karşılaşıyoruz. Kendisi, kulun güç ve yeteneğini bir Şeyin etkilediğini kabul etmiyor. "Kesb"i, ism-i bi müsemma olarak kabul ediyor. Allah'ın, kulların tüm fiillerinin yaratıcısı olduğunu belirtiyor ve küfr, iman, itaat, isyan, hidayet ve dalalet hepsinin Allah tarafından kullarda yaratıldığını açıklıyor. Kendisine göre, Allah'ın birinden küfr işlemesini isterken onun, mü'min olması mümkün değildir, aynı şekilde, Allah'ın defterinde "mü'min olarak geçen birinin kâfir olmasına imkân yoktur. Yahut birinde itaat ve sadakat istemişken onun asi veya günahkâr olması mümkün değildir, şimdi, bütün bunların önceden kararlaştırılmış ve kulların bunların dışına çıkmalarının kesinlikle söz konusu olmadığı halde emir ve nehylerle ilgili öğretilerin var oluşunun caiz ve makul herhangi bir gerekçesinin olup olmadığı sorusuna gelince; İmam Râzi diyor ki, bu tür öğretilerin gerekçelerinin aranmaması ve Allah'a işleri için niçin ve neden gibi soruların sorulmaması gerektiğini ifade ediyor.
Her neyse, Eş'ariler ve aynı görüşte olanlar ister "kesb"i kabul etsin veya etmesin ve hareket kudreti üzerindeki etkiye inansın veya inanmasın, ileri sürdükleri delil ve görüşlerinin mantıksal sonucu, salt cebirdir. Çünkü eğer Allah, kullarının yaratıcısıysa ve onların iyi veya kötü işler yapmaları için iradesini ortaya koymuşsa, bu iki durumdan biri kesinlikle meydana gelecektir. Yani kullarda İlahi iradeye karşı hareket etme gücü olacak yada olmayacaktır. Bu durumda kulun kudret ve iradesinin Allah'ın kudret ve iradesine galip gelmesi gerekmektedir ki bu ittifakla bâtıl bir görüş ve inançtır. Allah'ın kudreti karşısında kulun kudretinin etkisiz ve Allah'ın iradesinin yanında, kulun iradesinin önemsiz ve geçersiz olması. Bundan sonra "kesb" veya hareket yeteneğinin olup olmaması hiçbir anlam taşımamaktadır, jşte bu halis cebriye veya cebirciliktir. Ve gerçekten de, cebriye ile ilgili bahis ve delilleri kabul eden bir kişi cebirci görüşün sonuna kadar gider; arada veya ortada bir yerde durması hiç mümkün değildir.21

Cebrilerin Kur'an'dan Sundukları Deliller

Çok ilginçtir, cebriler de kendi inançları lehine Kur'an-ı Kerim'den deliller sunmaktadır ve bir değil, iki değil, kaderiyeye karşı cebriyeyi kuvvetle destekleyen yüzlerce âyeti örnek göstermektedirler:
1) Allahü Teala'nın tüm kuvvet ve kudretlerin sahibi, her şeye kadir ve her şeyin yaratıcısı olduğunu kanıtlayan âyetler Bu âyetlerde dünya da hiçbir şeyin Allah'ın izni olmadan gerçekleşmediği belirtilmiştir:
"Bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu" (S-Bakara.-165)
"Sihirbazlar, Allah'ın izni olmaksızın sihir İle kimseye bir zarar veremezler." (H-Bakara: 102)
"Haberin olsun ki, yaratmak da emir de O'na mahsustur." (Et-A'raf: 54)
"De ki: "Her şeyi yaratan Allah'tır. O, birdir. Her şeye galip ve hakimdir." (Er-Ra'd: 16)
"Halbuki, sizi de, yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır." (Es-Saffât: 96)
2) Her olay hakkında Allah'ın kararının önceden verildiği ve dünyada olup bitenlerin tümünün O'nun emriyle olduğunu gösteren âyetler
"Hiçbir dişi hamile kalmaz ve doğurmaz ki, Allah onu bilmesin. Kendisine ömür verilenin ömrünün artması veyahut eksiltilmesi muhakkak bir kitapta yazılıdır." (Fatın ıi)
"Kitapta İsrail oğullarına şu haberi verdik: "Siz, arzda : sad çıkaracak ve büyüklük taslayıp serkeşlik yapacaksını;
(Ei-İsra: 4)
"İki ordu karşılaştığı günde size isabet eden şey, / lah'ın izniyledir." (âi-i imran: 166)
"Size yeryüzünde veya nefislerinizde herhangi bir mu: bet gelmez ki, ancak biz onu yaratmazdan evvel bir kitap (levh-i mahfuzda) yazılmış olmasın." (E!-Hadîd: 22)
3) Cenab-i Allah'ın her şey için bir yazgı belirlediği; rızıl şeref, haysiyet, servet, rahatlık, sıkıntı, ölüm ve hays her şeyin bu yazgıya bağlı olduğu ve bunda herhang bir değişikliğin mümkün olmadığının ifade edildiği âyetler
"Gerçekten biz her şeyi bir takdir ile yarat
"Gökleri ve yeri yaratan O'dur. Size, kendi cinsinizden eşler yarattı....Göklerin ve yerin anahtarı O'nundur. Dilediğinin rızkını yayar, (dilediğininkini de) kısar." (Eş-sûra: 11-12)
"Fakat O, istediği miktarı indirir." Kendilerine bir iyilik dokunsa "Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelincede "Bu senden" derler; "Hepsi Allah'tandır." (En-Nisa: 78)
"Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde bir an ne geri bırakabilirler, ne de öne alınabilirler." (B-Â'raf:
4) Kulların iradelerinin Allah'ın iradesine tabi olduğu, kulların hiçbir yetkisi olmadığı, her şeye Allah'ın kadir olduğu ve insanın kendi tedbirleri ve çabalarıyla Allah'ın kararlarını değiştiremeyeceğinin vurgulandığı âyetler "Siz, ancak Allah isterse dileyebilirsiniz." (Ei-insan: 30)
"Senin elinde bir şey (yetki) yoktur." (AI-i imram 128)
"Bir şey için: "Bunu ben yarın yaparım" deme. "Ancak Alîah isterse" de." (Ei-Kehf: 23,24)
De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." (Ai-iimran: 154)
"De ki: Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine katledilecekleri yere giderler." (Ai-i İmran: 154)
"Eğer sana Allah bir zarar dokunursa, kendisinden başka onu giderici yoktur. Eğer sana bir hayır dokunursa işte o, her şeye kadirdir. O bütün kulları üzerinde kahirdir." (El-En'am: 17-18)
"Sen, Allah'ın kanununda bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın kanununda bir sapma da bulamazsın." (Fâtın 43)
5) Hidâyet ve dalâletin ipinin Allah'ın elinde olduğu ve Allah'ın dilediğini hidâyete erdirdiği, dilediğini de dalâlete sevkettiğini belirten âyetler
"Allah bununla birçok kişiyi saptırır ve birçok kişiyi hida erdirir." (El-Bakara: 26)
"Allah istediğini şaşırtır ve dilediğini doğru yol üstünde." (EI-En'am: 39)
"Allah, hidayetini dilediği kimsenin göğsünü, İslam için açar. Dalâlete düşürmek istediğinin kalbini de dar ve kasvetli eder." (EJ-En'am: J25)
"Siz, Allah'ın şaşırttığını hidayet etmek mi istersiniz? Allah'ın saptırdığını hidayete yol yoktur." (En-Nisa: 88}
'Allah'ın fitneye düşmesini istediği kimseyi azaptan kurtarmak için elinde bir şey yoktur. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemesini murad etmedikleridir." (S-Maîde: 4i)
"Eğer biz onlara melekler indirmiş olsak, onlarla ölüler konuşsalar ve üzerlerine her istediklerini toplasak, Allah istemedikçe iman edecek değillerdir." (Ei-En'am: ııi)
6) Allah'ın zâten tüm insanların iman etmelerini ve ihtilâf etmemelerini istemediği için böyle olduğu, yoksa isteseydi, herkesin iman edeceği ve dîn konusunda herhangi bir mesele kalmayacağının ifade olunduğu ayet-i kerimeler
"Eğer Aliah dilemiş olsaydı birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah, ne dilerse yapar." (Ei-Bakara: 253)
"Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki kimselerin tamahı birden iman ederlerdi. Böyle olunca sen, insanların tamamı mümin olsunlar diye zorlayacak mısın? Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir." (Yunus: 99-100)
Bu hususta, pek çok kimsenin Cehenneme gitmeleri için yaratıldığının beyan edildiği âyetler de vardır:
"Biz, cehennem için cinlerden ve insanlardan birçoklarını biraktlk." (El-A'raf: 179)
7) Allah'ın kâfir ve münafıkları iman ve iyi amelden alıkoyduğu, bu gibi insanların doğru yola gelemeyeceği, ama aynı zamanda, emir ve nehylerle sorumlu tutuldukları ve itaatsizlik ve isyan durumunda azapla ten dit edildikleri âyetler
"Kâfirleri azapla korkutsan da, korkutmasan da birdir; onlar iman etmezler. Allah onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur. Onların gözleri üzerinde de perde vardır, onlara büyük azap olacaktır." (Ei-Bakara: 5-
"Onların kalplerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artirsin." {El-Bakara: 10)
"Biz, Kur'an'ı iyice anlamamaları için kalplerine perde ve kulaklarına sağırlık koyduk." (El-En'am: 25)
"Ancak Allah onların kalkmalarını beğenmedi ve dolayısıyla onları tembel hale getirdi." (Et-Tevbe: 46)
"Biz, kalpleri üzerine mühür vururuz; böylece kulakları duymaz." (El-A'raf: 100)
Cool Kâfirler, hangi kötü amelleri nedeniyle dünya ve âhirette azaba sokuluyorsa, onların Allah'ın emir ve iradesiyle onlar tarafından işlendiği belirtilen âyetler
"Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman, onun şımarmış elebaşlarına emrederiz de, onlar itaatten çıkarlar."
(El-İsra: 16)
"Böylece her şehir ve kasabada hilekârlık etmeleri için günahkârlarını büyük adamlar yaptık." (El-En'am: 123)
"Amellerini kendilerine süslü gösterdik. Onlar, körler gibi hayret İçinde dolaşırlar." (En-Nemi: 4)
''Kalbine, bizi anmaktan gaflet verdiğimiz, hevesine uymuş ve işinde haddi aşmış kimselere boyun eğme." (el
Kehf: 28)
9) Allah'ın insana şeytanları ve şer liderlerini musallat
etliği ve onların da onu kandırdığı ve aldattığının ifade edildiği âyetler
"Görmedin mi ki, biz, şeytanları kâfirler üzerine göndeririz. Onları günaha teşvik ederler." (Meryem: 83)
"Biz, onları, insanları Cehennem'e davet eden öncüler (El-Kasas: 41)
"Biz, onlara bir takım dostlar musallat kıldık, önlerinde ve arkalarında olan şeyleri onlara süslü gösterdiler." (Ei-Fus-silet: 25) 22

http://darulislam.forumsmusic.com

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz