DARUL İSLAM
Müminlerin buluştuğu sitemize
hoş geldiniz lütfen üye olunuz
DARUL İSLAM

MÜMİNLERİN BULUŞTUĞU SİTE DARUL İSLAM -KAPI

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
3D MEKANLAR
3D MEKANLAR
ONLİNE HAC REHBERİ
3D MEKANLAR
Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

3D MEKANLAR

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

k*abirleri ziyaret et­menin caiz hatta mendûp olduğu görüşündedir"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Misafir


Misafir
"kabirleri ziyaret et­menin caiz hatta mendûp olduğu görüşündedir"

--------------------------------------------------------------------------------

Salihlerin Kabrini Ziyaret


330- Bundan sonra şiddetli münakaşaların cereyan ettiği üçüncü meseleye; nebiler ve sâlihlerin kabirlerinin ziyareti meselesine ve etrafında gürültüler kopan Peygamberimiz (S.A.V.) den medet umma konusu­na geçiyoruz. O (İbn-i Teymiyye) meydanda tek başına münakaşa ve mü­cadele etmekteydi ve neticede ümerânın desteğini kaybetti ve hapsin di­bini boyladı.

O (İbn-i Teymiyye) ders almak için mutlak olarak kabirleri ziyaret et­menin caiz hatta mendûp olduğu görüşündedir. Çünkü bu bir ibret alma, bir hatırlama ve düşünmedir. Fakat sâiih bir adamın veya bir peygamber'-in kabrini, yalnızca O'nun şahsından dolayı ziyaret etmek caiz değildir. Ebû Hamid el-Gazzalî, Ebû Muhammed b. Kudâme el-Makdlsî vb. Peygam­ber (S.A.V.) in «Kabirleri ziyaret ediniz» hadis-i şerifinin umumiliğinden dolayı O'na muhalefet ettiler.

İbn-i Teymiyye bu yasağı, ölülere dua edilemeyeceği esasına bina et­miştir. O'na göre bu, putperestlik ve şirke götürür. Zira Peygamber (S. A.V.) de ziyaret edilmemesi için, kabrinin mescid ittihaz edilmesini yasak­lamıştır. Sahih-i Buharî ve Müslim'de Hz. Aişe (R.A.)'dan rivayet edildiği­ne göre Peygamber (S.A.V.) ölüm hastalığı sırasında şöyle buyurmuştur: «Allah Yahudi ve Hirtstiyanlara ta'net etmiştir. Onlar Peygamberlerinin ka-kabirlerini mescitler edindiler.» Ashab diğer insanlara yapılan adet hilâ­fına O'nu (S.A.V.) kabr-i kerimi namazgah veya ziyaretgâh edinilmesin di­ye Aişe (R.A.) in odasına defnetmişlerdi. Bu durum şirke benzer bir dav­ranışa yol açardı. Ravza-i Nebevîyye, Velid b. Abdiimelik zamanına kadar (S.A.V.) in mescidinden ayrı haldeydi. Kimse oraya giremez, Nebiy-i Ke-rîm'in kabrine dokunamaz ve orada hiç bir duada bulunamazdı.

Selef, vefatından sonra Peygamber (S.A.V.) e selâm etmek veya dua­da bulunmak istediklerinde kıbleye yönelerek yaparlar kabre yönelmez-ler idi

İmamlar Nebi (S.A.V.) in kabrine dokunulmayacağı ve öpülmeyeceği (veya yönelinmeyeceği)'nde ittifak etmişlerdir [127]. Peygamberimiz «Ya Rabbim, benim kabrimi tapınılan bir put kılma. Peygamberlerinin kabirle­rini namazgahlar edinen kavme Allah'ın gazabı şiddetli olmuştur.» buyur­muştur.

Bütün bunlara tevhid akidesini muhafaza edicidir. Kabirlerin namaz­gah ittihaz edilmesi şirk sebeblerindendir.

331- Salihler ve peygamberlerin kabirlerini ziyaret ve oralara ya­pılacak seferlerin yasaklığı hususunda İbn-i Teymiyye'nin görüşü budur ve hükmünün umumundan Ravza-i Þerifeyi istisna etmeyip bilâkis umuma da­hil etmiş ve O'nun hakkında özel olarak konuşmuştur. Bu geçen (söz)le-ri(ni) hadis-i şerifle temize çıkarmıştır: «Mescid-i Haram şu benim Mescidim ve Mescid-i Aksa, bu üç Mescidin dışındaki mescidler için sefere çıkılmaz.»

Bu mescitler İçin yolculuk yapmanın müstehap olduğunda mezkûr ha­dis-i şerif açıktır, sarihtir. Bunların dışında bir yer için yolculuğa çıkmak yasağın umumuna dahildir. Bilâkis Nebî (S.A.V.) kabrinin mukaddes bir yer ittihaz olunmasından Allah'a sığınmıştır; «Ey Rabbim, kabrimi tapını­lan bir put kılma. Peygamberlerinin kabirlerini, ibadet yeri edinen toplu­luğa Allah'ın gazabı şiddetli olmuştur.» buyurmuştur.

Mücerret ziyaretle Allah'a yaklaşmak için kabirleri ziyaret etmek umumî olarak yasak olunca, Rasûl-i Kerîm (S.A.V.) in kabrini bu niyetle ziyaret etmek de hususî şekilde yasaklanmış olmaktadır.

332- Muasırı âlimlerin çoğunluğu ve günümüze kadar olan müsİü-manların cumhur-u a'zamı bu görüşünde İbn-i Teymiyye'ye itiraz etmişler­dir. Zira Peygamberimiz (S.A.V.) in «Allah'tan bir şey istediğinizde benim makamımla isteyiniz. Þüphesiz benim Allah indindeki makamım çok bü­yüktür.» ve «Beni vefatımdan sonra ziyaret eden de sanki hayatımda ziya­ret etmiş gibidir» buyurduğu rivayet edilmektedir.

Fakat İbn-i Teymiyye birinci hadis için şunları söylemektedir:

«Bu hadis (hadîs olarak aslı olmayan) bir yalandır. Ehl-i hadis'in itimat et-tiği kitapların hiç birisinde yer almamaktadır. Ehl-i ilimden hiç birisi de hadi­se dayanarak O'nun (S.A.V.) indindeki makamının bütün enbiya ve mürselinkin-den daha büyük olduğunu söylememiştir.[128]

İkinci hadis de zayıftır, yalanlığı aşikârdır, müslürnaniartn dinine mu­haliftir, demektedir. Çünkü mü'min olarak hayatta iken O'nu gören, bil­hassa onunla cihât eden muhacirler ise, O'nun (S.A.V.) ashabından olur. Peygamberimizin ise, «Ashabıma sövmeyiniz. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki sizden biriniz Uhud dağı kadar altını (Allah için) sadaka verse onların bir müddü (832 gr. lık bir hububat öiçeğij'ne, ve hatta yarısına bile ulaşamaz.» buyurduğu sabittir, kesindir[129].

İbn-i Teymiyye muhaliflerinin cevaplarına böylece sert ve şiddetli kar­şılıklar vermekte, daha önce de zikrettiğimiz üzere Nebi (S.A.V.) in kab­rine dokunmanın doğru olmayacağındakî icmâları gibi, eimme-i erba'a (dört imam) in görüşlerini de şahit getirmektedir.

333- Bu İbn-i Teymiyye'nin tozunu sertçe ve şiddetle silktiği hü­kümlerden birisidir. O bununla muasırlarının şuurlarını şiddetle uyarmış ve böylece onları fena halde rahatsız etmiştir.

İbn-i Teymiyye'nin bu görüşünü bina ettiği esas yalnız ve sadece Al­lah'a (C.C.) kulluk etmek, putçuiuk ve ona yol açan her şeyden uzaklaşÂ­maktır. Sonra o, putçuiuğu yasaklayan nasslan, kabirleri ziyaret ve özel­likle Rasuîullah'ın (S.A.V.) kabrini ziyarete (yasaklığına) hamletmiştir.

Biz onun, sâlihlerin kabirlerini ziyaret konusundaki görüşüne biraz meylederiz. Nebî (S.A.V.)'in kabrini ziyarete gelince, bu konuda kendisine tamamen muhalifiz. Zira onun görüşünü tesis ettiği temel putçuluktur. Þa­yet Peygamber'în [S.A.V.) kabr-İ şerifini ziyaretin bir çeşit putçuiuk oldu­ğunu kasdediyorsa bu garip, yadırganacak bir şeydir. Bunu putçuiuk ola­rak tefsir edebileceğin gibi vahdaniyet olarak da yorumlayabilirsin. Bu gö­rüşte aşırılık da vardır: zira vahdaniyet (Allah'ın birliği inancı) Nebi'sinin kabrini ziyaret, onun hakikatini duymak arzusudur, onun manasını takdis­tir. Þüphesiz peygamberlere ulaşan takdis de ancak onların düşünce ve hidayetlerindendir. Muhammed'i (S.A.V.) takdis, O'nun davet ve teşvik ettiği manaları takdistir. Muhammedi davetin hakikatini bilen bir mü'mi-nin herhangi bir putçuluk maksadı ihsas etmiş olacağı nasıl tasavvur olu­nabilir? Halbuki o, yüce huzu rve Ravza-i Þerife'de İbretler almakta, ze­kâsı ve basireti açılmaktadır.

Þayet İbn-i Teymiyye asırların ve devirlerin geçmesiyle bunun putçu-luğa götüreceği endişesinde ise, bu zıddı olmayan (bir hususta) endişe etmektir. Çünkü Peygamber (S.A.V.)'in kabrini insanlar sekizinci asrın başlarına kadar ve ondan sonra asırlar boyu günümüze kadar ziyaret et­mişlerdir. Bununla beraber hiçbirisi ona ibadet veya putperestlik nazariy­le bakmamıştır. Halk arasında O'nun makamiyle Allah'a (C.C.) yaklaşma­ya vesile aramak veya O'nun şefaatiyle şefaat dilemek gibi ifadeler yayıl­mıştır. Bunlarda hiçbir putperestlik (işareti) yoktur, fakat en yakın teville ona tevil edilmektedir. Cahiller (bile bunu) anlar. Ziyaretten men edilme­leri yerine doğru yolu kendilerine göstermek, tekfir edilmeleri (kâfir sa­yılmaları) yerine (hakikati) kendilerine anlatmak daha uygun olup avam­daki ifade ve tabirlerden dolayı bu hoş ziyaretler, hatırlamalar yasakla-namaz. Allah Taalâ kesinlikle tevhidi kıyamete kadar korumuştur. Hz. Mu-hammed (S.A.V.) artık Þeytan'ın Arap topraklarında kendisine ibadet edi­leceğinden ümit kestiği müjdesini mü'minlere vermek suretiyle ömrünün sonunda bunu bizzat zikretmiştir. Artık İbn-i Teymiyye'nin tcvhid adına bir korkuya kapılmasına yer yoktur.

334- Nakiller, selef-i salihinin (Allah onlardan razı olsun) O'nun kabr-i şerifini ziyaretten bereket umduklarını tesbit etmektedir. Bunda ne putperestlik, ne de benzeri bir şey görmediler. Ulu Þeyhler, Hz. Ebube-klr ve Hz. Ömer (R.A.) O'nun (S.A.V.) mübarek vücudunun yakınına defno-lunmakta hırslı değiller miydi? Ve bu arzuda ne putperestlik, ne de put­perestliğe benzer bir durum görmemişlerdir.

İbn-i Teymiyye (Allah ondan razı olsun), seief-i sâiih (Allah Tebareke ve Taalâ'nın rızası onlara olsun)'in Nebî (S.A.V.) in ravza-İ şerifi'ne uğra­dıklarında selâm verdiklerini nakletmiştir. İmam Nâfi diyor ki, İbn-i Ömer kabre selâm verirdi. O'nu yüz defa daha fazla kabre gelip, selâm Nebî (S.A.V.) e, selâm Ebu Bekr'e, selâm babama dediğine şahit oldum. Nebî (S.A.V.) in minberde oturduğu yere elini koyup sonra da yüzüne koyduğu da görülmüştür.

İbn-i Vehb, İmam Malik (R.A.) in şöyle dediğini söylemiştir: «Sefer­den dönen veya sefere çıkan birisinin Nebî (S.A.V.) in kabrinin başında durup O'na salât okuması, Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer'e (R.A.) dua etme­sinde bir sakınca yoktur.» Denildi ki, bugün Medine'İilerden bazıları ilk defa veya daha sonra bunu yaparken ne seferden dönüyor, ne de sefere niyetlenmiyorlar. Çoğu zaman Cuma'da ya da başka günler bir, iki kere veya daha fazla kabrin yanında durum selâm okuyor ve bir müddet dua ediyorlar. İmam Malik dedi ki, beldemizdeki fıkıhçılardan bu bana ulaşÂ­madı. Terkedilmesî uygundur. Bu ümmetin ilkine uygun düşmeyen şey sonuna da uygun düşmez. Bu ümmetin ilki ve evveli (olanlar) m, sefer­den dönen veya sefere niyetlenenleri haricinde, hoş görülmediği halde bunu yaptıkları bana ulaşmamıştır.»[130].

İbn-i Teymiyye de imamların ekserisinin dua ederken kabre dönü-le(bile)ceğini rivayet ettiklerini nakletmiştir.

335- İbn-i Teymiyye'nin kaleminden çıkan bu ve diğer nakiller Ra-sulullah (S.A.V.) in kabrini ziyaret etmenin ve O'nun (S.A.V.) hayatından İzler taşıyan asil hatıraları duymanın caiz olduğunu gösterir. Bu nakille­rin bazıları şöyledir:

1. Onlar (selef)in (S.A.V.) in kabirini çok ziyaret etmeleri. Hatta İbn-i Ömer (R.A.) O'nu yüz defadan fazla ziyaret etmiştir. Talebesi İmam Nafi, O'nun Rasûlullah (S.A.V.) İn minberde oturduğu yere elini koyup son­ra da yüzüne sürdüğünü görmüştür.

2. İmamların bazısının kabr-i şerifi ziyaret edenin kabre yönelerek Allah'a (C.C.) dua etmesini tecvîz etmiş olması. İmamların çoğu buna ka­ildir,

3. Malik (R.A.) in sefere giderken ve sefere niyetlenince kabr-İ şe­rifi ziyarete teşvik etmesi. Takiyyüddinin nakli de böyledir.

Ravza-i Þerife'ye yaklaşarak ziyaret ve tezekkür serbest olmayacak da ya ne serbest ve caiz olacak? »Yalnızca üç mescide yolculuğa çıkılır...» hadis-i şerifi Muhammed (S.A.V.) in hayatta iken bulunduğu ve vefat edince defnedildiği yerin şerefine delildir. Kabe'nin şerefi Allah'ın (C.C.) evi ve insanlar için yapılan ilk ev olmasıdır. Önceki peygamberlerin mescidi, isrâ (gece yolculuğu) hadisenin yeri olması ve mi'raç (göklere yükselme)-nin oradan (başlamış) olması da Mescid-i Aksa'nın şerefidir. O halde Mes-cid-i Muhammedi'nin şerefi ne olmaktadır? Ancak O'nun şerefi de Rasû-lullah'ın orada ikamet etmiş olması, nur-i Muhammedi ve İslâmî hidaye­tin yeri olması, görenin vahyin vatanını ve nübüvvetin menzilelerini gör­mek için oraya sefer kılmasındadır. Þüphesiz bu hatıralar Mescid-i Þe­rifte gerçekleşeceği gibi Ravza-i Þerife'de de tahakkuk eder. Ancak şu­rada (mescidde) namaz kılınır da orada (Ravza'da) kabrin namazgah edinile-meyeceği yasağının yeri olduğu için, yasağın varlığıyla yetiniiip namaz kılınmaz.

336- İbn-i Teymiyye Rasûlullah (S.A.V.) in niçin defnedileceği yerin meskeni, yani Hz. Aişe'nin (R.A.) hücresi olmasını istediğini soruyor. Bu (sorusu)na da Kabr-i Þerifi'nİn namazgah edinilmemesi ve herhangi bir şekilde ibadet yeri olmaması içindir, cevabını tercih ediyor. Bu akla uy­gun bir cevap ya da doğru cevabın bir parçası olabilir. İkinci kısmı ise Kabri'nin Mescid'ine yakın olması; Kabri'nin meçhul kalmayıp bilinme­sidir. Zira şayet çölde Baki' mezarlığına defn olunsaydi yeri zamanla bi­linmez olabilirdi, Mescid'den uzak olurdu. Fakat Hz. Aişe' (R.A.) m oda­sına defn olununca vahyin İndiği, davetin verildiği yere ve tenzilin (Kur'ân1-m indirilmesi) mekânına yakın olacaktı.

Sonra biz İbn-İ Teymiyye'ye Rasu! (S.A.V.) in kabrini ziyaretten bere­ket ummayı ve orada münacatta bulunmayı menetmesi ve ziyarete davet yapılmayacağı hususlarında da muhalefet ediyoruz. Bizim kastettiğimiz te-berrük (bereket umma) mekân-mevki vasitasiyle Allah'a ibadet veya yak­laşma değildir. Teberrük olsa olsa hatırlama, ibret ve ders almadır. Allah'­ın (C.C.) zikrinden yüz çevirenler ve basiret sahiplerinden olmayanlar müstesna Rasûlullah (S.A.V.) İn hayatını, sîretini, hidayetini, gazvelerini ve cihadını bilen hangi müslüman Medine'ye gider de Rasûluliah'tn (S.­A.V.] bu yerlerde yürüdüğünü, dua edip amel ettiğini, idare edip cihad-da bulunduğunu duymaz, veya ibret alıp düşünmez, İslâm'ın ruhanîyetini ve Nebİy-i Emİn'in büyüklüğünü hissetmez, veyahut Allah (C.C.) ve Rasû-lunun (S.A.V.) muhabbetinden, Allah'ın (C.C.) emrettiğini, tutup nehyetti-ğinden kaçınmak arzusundan duygulan sarsılmaz, titremez? Kabr-i Ra-sul'u ziyaret hatırlama ve ibret almanın kendisidir, hidâyet ve idrâktir. Kabrin yanıbaşmdaki dua ise korkan kalbin, itatkâr aklın, ihlâs sahibi nef­sin ve uyanık vicdanın duasıdır ki işte bu en bereketli, en mübarek dua­dır. [131 ibniteymiyye

2GAZETE BAŞLIKLARI Sünnet Üzere Kabir Ziyareti Bir Perş. Ekim 28, 2010 12:51 am

khanbel

avatar
Bilgin Üye
Bilgin Üye
Müslümanların kabirlerini ziyaret hakkındaki Sünnet, tıpkı defnedilmeden önce onlar için kılınan cenaze namazına benzer. Yüce Rabbimiz Kitab'ında münafıklardan bahisle şöyle buyurmaktadır:

"Ve onlardan ölen birine asla namaz kılma, onun kabri başında da durma" (9Tevbe 84)

Bu hitap, işaret etmektedir ki, mü'minler için namaz kılınır ve onların kabirleri başında da gelip durulur.
Peygamber Efendimiz ashabına, kabirleri ziyaret ettikleri zaman şöyle demelerini öğretirdi:

"Selâm üzerinize olsun, ey mü'minler topluluğunun yurdunda bulunanlar! İnşâallah biz de sizlere kavuşacağız. Allah bizden ve sizden önce gidenlere ve sona kalanlara merhamet etsin. Allah'tan sizlere ve bizlere afiyet dileriz. Allah'ım, onların ecirlerinden bizi de mahrum etme; onlardan sonra bizi fitnelere düşürme, imtihanlara ma'rûz kılma; bize ve onlara mağfiret et!" (Müslim, Cenâiz, 103; Nesâî, Cenâiz, 103; İbn Hanbel, 4/221)

Hz. Peygamber bu şekilde duâ öğretiyordu; çünkü putperestliğin en büyük sebeblerinden birisi, ibâdet ve benzeri şekillerle kabirlere tazimde bulunmak idi. Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm'de buyurur:

"Ve dediler ki: İlahlarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Süvâ'ı, ne de Yeğûs'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i bırakmayın" (71 Nûh 23)

Seleften bir zümre der ki: Bunlar, sâlih bir topluluğun isimleri idi. Bunlar öldükleri zaman kavimleri onların kabirleri üzerinde ibâdet ettiler. Daha sonra onların heykellerini tasvir edip onlara kulluk ettiler.

Bu sebeble âlimler ittifak etmişlerdir ki; kabri yanında Peygamber Efendimize selâm veren kimse O'nun hücresine yüz-göz sürmez; orayı öpmez. Çünkü öpmek ve istilâm'da bulunmak ancak Beytullâh el-Harâm için caizdir. Ve elbette bir mahlûkun yapısı ile Allah'ın evi bir olmaz.

Aynı şekilde tavaf, namaz ve ibâdetler için toplanmaya, ancak Allah'ın evlerinde yönelinir ki oralar, yükseltilmesine ve ism-i âlîsinin zikredilmesine Cenâb-ı Hakk'ın müsaade ettiği mescidlerdir. Yaratılmışlara âit yapılarda bu ibâdetlere yönelinmez ve oralar bayram yerine çevrilmez.

Nitekim sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Benim hanemi bayram yerine çevirmeyiniz" (Ebû Dâvud, Menâsik, 100; Aclunî, Keslü'l-Hafâ, 2/25)

Elbette bütün bunlar, dinin temeli ve başı olan tevhidin gerçekleştirilmesi içindir. O tevhid ki, Cenâb-ı Hak amelleri onsuz kabul etmez; ancak tevhid sahiplerine mağfiret eder, onu terk edenleri yarlığamaz / bağışlamaz. Nitekim O, şöyle buyurur:

"Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da gerçekten büyük bir günah işlemiştir" (4 Nisa 48)

Bu sebebledir ki kelime-i tevhid, sözlerin en faziletlisi ve en önemlisidir. Kur'ân-ı Kerîm'deki en büyük âyet de Âyetü'l-Kürsî'dir:

"Allah ki O'ndan başka ibadete layık ilâh yoktur, dâima diri (hayy) ve yaratıklarını koruyup yönetici (kayyûm)dur. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz" (2 Bakara 255)

Yüce Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de şöyle buyururlar:

"Kimin son sözü 'La ilahe illAllah' (kelime-i tevhîd) olursa Cennet'e girer" (Buhârî, Cenâiz, 1; Ebû Dâvud, Cenâiz, 20)

"İlâh", kalbin, kendisine ibâdet ederek, O'ndan yardım dileyip, O'ndan umarak ve O'ndan korkarak, O'na saygı duyup O'na hürmet göstererek sığındığı varlıktır.

http://khanbal.spaces.live.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz