DARUL İSLAM
Müminlerin buluştuğu sitemize
hoş geldiniz lütfen üye olunuz
DARUL İSLAM

MÜMİNLERİN BULUŞTUĞU SİTE DARUL İSLAM -KAPI

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

En son konular
» Rasûlullah"ı Sevmek, Yalnız O"nu Önder Kabul Edip O"nun İzinden Gitmekle Olur
Paz Mart 01, 2015 3:38 pm tarafından Admin

» Selamun Aleyküm
Çarş. Ocak 29, 2014 4:22 pm tarafından Hanifi_Bahadir

» *DAVET*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:35 pm tarafından Admin

» *kuran dinle indir*
Ptsi Tem. 15, 2013 4:27 pm tarafından Admin

» Yeni geldim :)
Perş. Nis. 04, 2013 10:42 pm tarafından yunis

» Oğlum, Kalk Şu Bilgisayarın Başından!
C.tesi Şub. 02, 2013 1:46 pm tarafından ibni mesud

» http://darulislam.forumsmusic.com/
Cuma Ocak 25, 2013 9:02 am tarafından Admin

» çalışmak lazım
Salı Ocak 08, 2013 7:43 pm tarafından Admin

» ibni mesud kayış resim lerim
Perş. Nis. 05, 2012 7:55 pm tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
3D MEKANLAR
3D MEKANLAR
ONLİNE HAC REHBERİ
3D MEKANLAR
Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim

3D MEKANLAR

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Çocuklar için Esma'ül Hüsna HİKAYELERLE ANLATIM!!!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
EL-MÜHEYMİN
(Yarattıklarını koruyucu)


Ben bir kelebeğim. Kanatlarında gözleri olan ve Amazon'da yaşayan bir
kelebeğim.


Kanatlarımdaki gözbebeği gibi olan desenlerim insanları her zaman
şaşırtmıştır. Gerçekten de çok güzelim. Allah'ın bana verdiği bu güzelliklerle
bir gün ormanda dolaşıyordum.


Bembeyaz bir papatya gördüm. Çok
yorulmuştum uçmaktan. Papatyanın üzerine konup dinlenmeye karar verdim. Her şey
gayet güzel giderken aniden bir yusufçuk belirdi.


Tam bana saldıracakken kanatlarımı açtım. Kanatlarımı açar açmaz
kanatlarımdaki kocaman sahte gözler ortaya çıktı. Yusufçuğu bu gözlerle bir
korkuttum ki, hayatında hiç o kadar hızlı koşmamıştı eminim. Benim bu sahte
gözlerim baykuşun gözlerine benziyor. Beni baykuş
sandı!


Yusufçukta baykuştan çok korktuğu için çabucak uzaklaştı yanımdan.
Görmen lazımdı bu anı! Şimdi gelelim bu sahte gözleri bana vererek beni yırtıcı
yusufçuk böceğinin saldırılarından koruyana; bunu yapan şüphesiz
Allah.


O, beni bu kadar renkli ve güzel
yaratmakla kalmıyor üstelik kendimi savunmam için bana böyle harika bir özelliği
de veriyor. Bu bütün hayvanlarda vardır. Hepimizde kendimizi korumamız için ayrı
bir özellik vardır. Allah bize bu gücü vermeseydi biz kendimizi savunamazdık ve
hemen yaralanırdık. Allah işte bizi böyle koruyor

Yazan: Banu Kopuz



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
EL-KUDDÜS
(Eksiklikten uzak):



İlhan okulda
arkadaşı Cem ile yine tartışmıştı.

Eve döndüğünde yüzünden düşen bin
parçaydı.

Annesi ne olduğunu sordu.
"Cem ile tartıştık"

"Yine
mi aynı konu?" "

Evet,


yine uzaktan kumandalı arabasından, uçağından, bilgisayarındaki
oyunlarından bahsedip durdu.

Beni deli etti. Çok kızıyorum
ona.

"
"Oğlum neden bu kadar sinirleniyorsun ki?"

"Anne nasıl sinirlenmeyeyim?

Sürekli
her şeye sahip olduğundan bahsedip duruyor.

Herkese bunları anlatıp kendini
beğendirmeye çalışıyor" "Yarın okula gittiğinde ona şunu
sor:

Sahip olduğu bir yağmur damlası ya da bir güneş ışını var
mıymış?

Ya da kibirden uzak bir günü var mıymış?
Bunlardan sonra da ona şunu
söyleyeceksin ve bu konuyu kapatacaksın, tamam mı?"

"Tamam.
Peki ne söyleyeceğim?"
"Bir yıldızı bir yağmur damlası ya da
bir rüzgarı olmayan ve her gün kibirli kibirli konuşan bir insanın sahip olduğu
sadece oyuncaklarıdır.

O sadece oyuncağa sahip.
Hem oyuncakların yapılması için
gerekli olan maddeleri de Allah yaratıyor.

Yani yine arkadaşının değil.

Bu
demek oluyor ki Cem tam olarak hiçbir şeye sahip değil. Sadece onları
kullanıyor.

Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnızca
Allah'tır.

Çünkü yağmuru, güneşi ya da bitkileri yaratıp, onları insanların
ihtiyaçlarını karşılaması için bize sunan O'dur.

Bu demek oluyor ki eksik olan biziz,
yani insanların sahip olduğu ihtiyaçları bitmez.

Ama Allah'ın ihtiyaç duyduğu hiç bir
şey yoktur.



Banu
Kopuz



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
ER-RAHİYM (Ahirette sadece mü'min kuluna karşı
merhametli):



Mert'in dedesi çok hastaydı ve tedavi olmak için evlerine
gelmişti.

Dedesi yan odada
yatıyordu.

Gece dedesinin
öksürdüğünü duydu.

Yatağından
kalktı, dedesinin yanına gitti.



"Dedecim iyi misin?"

"İyiyim tabi ama sen bana şu
sürahiden bir bardak su verirsen çok daha iyi olurum.

Hatta yarın maç bile yaparız seninle!" dedi gülerek.


"Gerçekten
mi?"

diyerek dedesine bir bardak
su verdi.

"Allah izin verirse
yaparız tabii.

Sağol benim akıllı
torunum, sen şimdi git, uyumana devam et" dedi

. Sabah uyandığında dedesinin odasından sesler geliyordu.


Yüzünü yıkamadan dedesinin
odasına koştu.

Dedesi
uyuyordu.

Ama annesi dedesinin
başında Kur'an okuyordu.

Babası da
ağlıyordu.

Mert şaşırdı, annesinin
koluna dokundu.

"Ne oldu anne?

Babam neden
ağlıyor?"

"Yavrum deden bizden
ayrıldı artık"

"Nasıl ayrıldı?

Yatağında uyuyor
ama...

" "Tatlım gel benimle" dedi
annesi.

Mert'i kucağına aldı,
odadan çıktılar.

"Deden hastaydı
biliyorsun değil mi?

" "Evet
hasta, ona dün gece su verdim

"
"Allah, dedeni kendi yanında iyileştirecek"

"Nasıl yani?"
"Deden
Allah'ı çok severdi, Allah da dedeni çok seviyordu ve hâlâ
seviyor.

Çünkü ona yardım etti ve
onu hastalığından kurtardı.

Şimdi
Allah'ın yanında çok daha iyi olacak.

Çünkü deden çok iyi bir insandı ve Allah'a inanırdı. Bu yüzden Allah,
ona yardım ediyor ve ona merhametli davranıyor"

Yazan: Banu Kopuz



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
EL-MELİKÜ (Herşeyin sahibi):

Tarladan eve dönen Feyza ve
ailesi öğle yemeğinden sonra dinlenmek için bahçedeki masaya
geçtiler.

Feyza'nın kız kardeşi
Emine, çay yapmak için eve gitti.


Feyza ise evin yakınındaki kendi
elma ağacından yere düşen kırmızı elmaları bir sepete koyup bahçeye
döndü.

Emine de çayı yaptıktan
sonra bahçeye geldi. Feyza'ın getirdiği elmaları görünce çok sevindi.

- "Abla elma almışsın!

Ben kırmızı elmayı çok
severim.

Bana bir tane verir
misin?"

- "Bunlar benim
ağacımdaki elmalar, sen git kendi ağacından al!"

- "Ama benim ağacım tarlanın sonunda. Çok yorgunum, şimdi
oraya kadar nasıl giderim?"

-
"Nasıl istersen öyle git, umrumda değil.

Bunlar benim elmalarım!"
diyerek kız kardeşini azarladı.
Emine, ablasının bu davranışına çok üzüldü.
Feyza kardeşinin karşısında elmalardan yemeye başladı.
Annesi bu duruma daha fazla sessiz kalmadı.

- "Feyza sana bir şey soracağım"
- "Sor anne?"

- "Elmalar nasıl senin
oluyor bana anlatır mısın?"

-
"Ağaç benim olunca elmalar da benim oluyor"

- "Senin ne bir elma ağacın var ne de başka bir
şeyin.


Ağacı sen mi suladın?

Yağmuru sen mi yağdırdın?

Ağaçtaki dallara sen mi güneş
verdin?

Dallardan çiçekleri sen mi
çıkardın?


Sen mi elmaları o
dallara teker teker yerleştirdin?" dediğinde Feyza boynunu büktü.

- "Hayır" dedi.

- "O zaman o ağaç ve elmalar
senin değil.

Ağaç ve elmalar,
onları kim yaratmışsa onundur.

Onları Allah yarattığına göre sahibi de Allah'tır, kızım bunu sakın
unutma"

Feyza kardeşinden özür
diledi. Ve sepetteki elmalardan bir tane kardeşine uzattı.

Esma Kopuz



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
En-Nur: Nurun, aydınlığın
kaynağı, alemleri aydınlatan



Ali
beş yaşındaydı

. Babasının sabah
namazına kalkmasına uyandı.

Babası
namazını bitirdikten sonra ellerini gökyüzüne doğru kaldırıp dua etti, sonra da
'Amin' diyerek ellerini yüzüne sürdü.


Ali babasının
yanına koştu

"Neden öyle
yapıyorsun baba?" dedi

. Babası
gülümsedi. Ali'yi kucağına aldı, pencerenin kenarındaki sandalyeye
oturdular.

"Dua ediyordum bizim
için... Sonra da teşekkür ediyordum."


"Kime teşekkür ediyordun?
Neden teşekkür ediyordun?"
"Bizi gün ışığına tekrar kavuşturan, bize sağlık ve yemek veren
Allah'a teşekkür ediyordum."

"Gün
ışığı mı?"

"Evet, sabah
namazından sonra gün doğuyor ve biz yeni bir güne başlıyoruz.

Böylece bir günü daha görmüş
oluyoruz. Bak güneş doğuyor..."

dedi babası eliyle dağın arkasından doğan güneşi işaret ederek.


Biraz sonra babası
konuşmaya devam etti:

"Güneş, ay
ve yıldızların ışığı O'nun çok küçük bir aydınlığıdır,
oğlum...



" "Anlamadım" dedi Ali.
"Evde elektriklerin kesildiğini düşün.
Bütün ev karanlık değil mi?
Evin içinde elimizde mum ya da fener ile
dolaşırız.

İşte güneşte muma
benzer, bütün evreni aydınlatacak ışığın çok küçük bir
parçası.

Kısaca güneş, ay ve
yıldızlar, Allah'ın ışığının bir noktası sadece..."

"Yaaa... Ne çok ışığı varmış
Allah'ın!"

"Evet oğlum, O istese
hep gündüz olurdu.

Ama her şeyi
belli bir sıraya koymuş.

Bize bu
kadar aydınlığı bağışladığı için ona teşekkür etmeliyiz ve O'nu çok
sevmeliyiz."


BANU KOPUZ



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici



Ya ZAKİR
C.C


Annemle her akşam gibi sobanın
yanında oturmuş,peygamberimiz Hz Muhammed s.a.v hayatını anlatışını
dinliyorduk.

Kardeşim selma soru
sordu....

Anneciğim Allah celle
celaluhu niçin Cebrail aracılığı ile peygamberimizle konuşmuş,Hz MUSA a.s
hayatını anlatmıştın o peygamberimizle

birebir konuşmuş,Habibim dediği ile niye
konuşmamış???

Şaşırmıştım o küçük
yaşına rağmen nerden buluyordu bu soruları benim hiç aklıma gelmemişti ama bende
merak ettim?

Annem gayet sakin cok
güzel bir soru güzel kızım,iyi dinle......

Allah celle celaluhu, Ya Zakirdir celle celaluhu Rabbim isterse bütün
varlıklarla birden konuşur,

Hiçbir
sual bir suale,bir iş bir işe,bir konuşma nir konuşmaya mani olmaz,olamazve
birbirine karışmaz....

Allah celle
celaluhu,,herkesin ihtiyacına göre,herkes ile konuşur.Biz bunu anlamamız
imkansızdır.Bütün bu konuşmalarve ilhamları birer bire,beraber bazen
kitapla,bazen kendi,bazen meleklerin aracılıyla

görüşür.
Rabbim Peygamberimizle Cebrail arcılığı ile görüşmüştür,23 yılda
Yolladıgı Kitabımızı Meleği aracılığı ile bildirmiş,karşılıklı okumalarını
istemiştir

Cocukluğundan beride
Cebrailin koruması altında ,ölünceye kadarda desteğini
sağlamıştır.

Hani telsizler ve
telefonlarla binlerce insan konuşuyor,hiç birbirine ses dalgaları
karışıyormu......burdan biraz anlayabilirsiniz.




Ya Zakir yani manası nedir
biliyormusunuz:Kullarına öğüt,zikir ve kitap gönderen,kendini tanıtan,haberdar
eden,ve bu kitaplarında emirlerine uyan salih kullarıda seven ve anan ve
zikreden ve kendisinide zikretmelerini istiyen ismidir.

Anladınızmı cocuklar.!!!!
Anneciğim cok güzel anlatıyorsun biraz daha
anlatsana

Ya Zakir celle
celaluhu,

Tabii kızım

Allah celle celaluhu,Kur'an
Kerimde söyle der.


Beni zikredin; Ben de sizi
zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin." (Bakara Sûresi: 152)


Bunlar, îmân edenler ve gönülleri
Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı
zikretmekle mutmain olur." (Ra'd Sûresi: 28)


Demekki cocuklar Bedenimiz suya
ve yemeğe nasıl ihtiyacı varsa,kalbimizin ve diğer vucudumuzun Allah celle
celaluhu zikretmeye ihtiyacı var,huzur ve mutluluk burdan
geciyormuş..


Anne zikiri
anlatsana.


Namaz,kılmak
zikirdir,





Kuran okumak
zikirdir,


Allah'ı
düşünmek,dua etmek zikirdir.


Tesbihle Rabbimin isimlerini cekmek zikirdir.

Bu
akşam bu isimle dua edin...olurmu


Anneciğim ne
diyelim...


Allah'ım Ya Zakir celle
celaluhu

senden diliyorum,seni
zikrini en güzel şekilde yaşamayı,anlamayı,hayatımda seninle birlikte olmayı her
an bana nasip et.Amin

amin
amin

Anneciğim cok teşekkür
ederiz.Biz YATALIM.İYİ GECELER.

Yazan:Güller



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
YA MUCİB: BÜTÜN
DUALARI,DUYAN VE KABUL EDEN .


Ayşe
babasına sordu,babacığım,sen ve annem her
namazınızda

uzun uzun dua ediyordunuz,gecen gece anneme bir işimiz var serap
hanım

hayırlı olması için bugun dua edelim
dedin.


Dua cok önemli
ama niye iş içinde dua istedin bana anlatsana


Ayşeciğim Allah
her işe başlarken hayırlı olması için bana dua edin der,yalnız bu dünyada herşey
aracılarla verilir,mesela çiftçi tarlasını ekmeden dua eder öyle eker,mahsul
alır,dua edip ekmese bakmasa mahsul alabilirmi?


Babacığım biraz
daha acarmısın?


Kızım Kur'anda
Allah celle cellahu dua için bak hangi ayetlerle bizi
uyarıyor.


Bana dua ediniz
ki size icabet edeyim." (Ğâfir, 40/60),


"Rabbinize
yalvara yalvara ve için için dua ediniz." (A'râf, 7/55),


"Yoksa sıkıntıya
düşen kimseye, kendisine dua ettiği zaman icabet eden mi?" (Neml, 27/62),


"De ki: Duanız
olmasa Rabbim size ne kıymet verir?" (Furkan,
25/77),


İşte ayşem
şunuda unutma Ya MucibC.C dualara cevap veren Allah'ın
ismidir.

Müslüman daima Allah'a muhtaç olduğunun bilincinde olmalı ve yalnız
O'na güvenip dayanmalıdır. O'nun duaları işittiğini, başına gelen bela ve
musibetleri bildiğini, sıkıntı ve zorluklardan haberdar olduğunu unutmamamlı ve
ümitsizliğe kapılmamalıdır. Dua yaptığı ve talepte bulunduğu istekler, kendisini
Allah'a yaklaştıracak istekler olmalıdır.


sana birde
yaşanan baba ve cocuğun hikayesini anlatayım.



Bir baba 7
yaşındaki küçük oğlunu alarak balık tutmaya gider.. Oltayı göle atıp tekrar
kaldıkları otele geri dönerler.


Bir saat sonra
oltaya balık takılıp takılmadığını anlamak için göle gittikleri vakit dört beş
balık takıldığını görürler.



Çocuk " Baba ben balıkların oltaya takılacaklarını biliyordum" der.


Babası sorar. "
Nerden biliyordun?"


" Ya Mucib c.c
Dua ettimde onun için"


Oltayı yeniden
hazırladılar ve yemek için otele gittiler. Yemekten sonra döndükleri vakit yine
oltaya balık takıldığını görürler.


Çocuk "Ben biliyordum" dedi.

Babası sordu:
"Nerden biliyordun?"


" Ya Mucib c.c
Dua ettim de onun için"


Oltayı tekrar
göle attılar ve otele döndüler. Yatmadan önce göle gidip oltalarına
baktıklarında bir tek balığın bile yakalanmadığını gördüler.


Çocuk "Ben
balıkların tutulmayacağını biliyordum " dedi.


Babası sordu:
"Nerden biliyordun?"


Çocuk " Çünkü
dua etmedim."


Babası " Niye
etmedin?"


Çocuk " Çünkü
oltaya yem takmadığını hatırladım da onun için."


Bak
gördünmü akıllı cocuk oltaya yem takıp balık yakalmada bir sebep oldugunu
biliyor,ilk önce düşünmek calışmak ve dua ile tek Rabbimden yardım istemek
lazım....


Babacıgım yarın
okulda yazılım var cok çalıştım,bende dua edeceğim,sende bana dua
edermisin

Tabii benim akıllı kızım etmezmiyim....hadi
duaya......

YAZAN:GÜLLER





HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
YA LATİF:Allah
(c.c.),

Allah Latîf'tir. Yani çok lütufkârdır,, kullarına bilmedikleri ve
ummadıkları yerlerden bol rızık ve ihsanlarda bulunur, mahlûkatını ummadıkları
sebeplerden faydalandırır.




Kerim cok
sevinçliydi,Bir kardeşi olmuştu,hemde kız kardeşi, ağabeydi artık,onu
sevecek,koruyacaktı,okula götürecek,oyuncaklarını paylaşacak,ona masallar
anlatacaktı,bir büyüse hemen dedi,




Yarın hastaneye
gidip onu görecek olmak uykusu getirmiyordu zamanda gecmiyordu,kalktı mutfağa
gidip süt içeyim dedi,merdivenleri inerken babasının daha uyumadığını görünce
cok sevindi.




Babacığım,kardeşimin ismi ne olacak diye hemen konuya
girdi..


Babası tebbessüm
ederek ne olsun istersin diye sordu?


Annem
Peygamberimizin eşini cok sever hep bana anlatırdı,onun için o olsa kabul
edermisiniz...


Babası güldü
nedir ismi dedi?


Hatice
annemiz...


O'nA benzesin
herşeyiyle babacığım cok yardım sever biriymiş.


Babacığım
kardeşim ne yiyecek,dün bebeklerin dişleri yok dedi arkadaşım,soramadım
..


Bak kerim Allah
celle cellahu her doğan canlıya,yaşlılara cok
merhametlidir.


Nasıl
yani?


Umulmadık yerden
rızıklarını verir

,Bak annen den ,Allah Ya latif ismi ile süt verecek ve kardeşin bu
sütü içip her türlü vucudunun gerekli olan besinleri
alacak...


Kerim cok
şaşırmıştı...


Babacığım gecen
ay doğan kedilerin annesini emmesimi gibimi ..


Bak işte öyle 5
yavrusu vardı ve hepsini sütü ile ,büyüdü değilmi....


Mesela baharda bütün ağaclar ve çiçekler acar işte Allah Ya latif ismi
ile güzelliklerini lutfuyla arkasındanda meyvelerini
veririr...


Kerim
bak ağaçlar hepsi topraktan çamurlu su emer ama değişik tatda ve lezzetli ve
değişik vitaminler her mevsime göre yollanır.bu bir ikramdır
bizlere....


Sende kardeşinde
bizlere emanet edilen ikramlarsınız.


Kerim cok mutlu
olmuştu.babasına sarıldı.....


Seni ve
annemi,kardeşimi cok seviyorum babacığım...


Baba uyku
tutmuyor ..


Oğlum hadi gel
baba,oğul birlikte yatalımmı


Yatarkende
duamızı birlikte ederiz Rabbime bize verdiği bu ikramlar ve kardeşin içinde dua
ederiz

Kerim tebessüm ederek olur babacım dedi,elele tutuşarak odalarına
doğru yürüdüler.


YAZAN:GÜLLER



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
Mülevvin:Allahc.c
Mülevvindir,Herşeyi farklı renklerde yaratır.


Mustafa resim dersinde
GÖKKUŞAĞI resmini boyamakla meşguldü,aklına takılan soruyu sorsammı öğretmenime
bana kızarmı diye düşündü.


Oanda öğretmeni
yanında resmine bakıyordu,niye boyamıyorsun mustafa resmini dalmışsın
dedi.


Öğretmenim size birşey
sormak istiyorum.gökkuşağını boyuyordum birden aklıma geldi,bu renkleride Rabbim
bütün canlıları yaratırken veriyor değilmi.?


Öğretmeni tebessüm
etti.....


Kürsüye doğru
yürüdü....


Çocuklar bir şey acıklamak
istiyorum.


Kainatta herşeyi yaratan ve bütün
güzellikleri sunan kimdir?


Bütün sınıf aynı anda Allah celle
cellahu dedi


Kainata baktıgımızda
her canlı farklı desenlerde renklerde,biçimlerde oldugunu görürüz,bazen bir
tavus kuşunun renkleri bizi hayran hayran baktırır,bazen bir bukelamunun her
ortamda renk değiştirmesindeki mucize karşısında hayretimizi
gizleyemeyiz,

ahtabot denizlerin
bukelamunu ve her derinlikte kendisini koruması için verilen bu renk değişimi
karşısında şaşkınlığımızı gizleyemeyiz.


Bu kainatta
Rabbimin isimlerinin güzellikleri buna sebep olur.




Bu renk renk çiçeklerin,hayvanlardaki renk
değişimlerinin,insanlarda farklı renkte oluşumunun,bircok sebepleri
vardır.


Rabbim
bize kendini tanıttırmak ve güzelliklerin tek yaratıcısı oldugunu görmemizi
istemektedir.


Mustafa kardeşiniz bir soru
sordu,onun için bunları size anlatıyorum.


Rabbimin Mülevvin isminin
yansımasıdır bütün renklerdeki güzellikler.


Bitkilerin yeşilini,kırmızısını,pembenin,beyazın,mavinin ve siyahın
her tonu

bu renk
çümbüşünü,hayvanlar,kuşlar,balıklar,denizler,karal ar,gökler ve yıldızlarda
gördüğünüz bu güzellik Mülevvin isminin yansımasıdır.





Nasıl siz boş kagıda sulu
boyanızla renk veriyorsanız,

Rabbimde her canlıya OL DER OLUR VE İSTEDİĞİ RENKTE
OLUR.


ANLADINIZMI?
EVET
ÖĞRETMENİM...

MUSTAFA ÇOK
MUTLUYDU....

Akşam eve gelince
yemekten sonra sınıfta öğrendiklerini babasına,annesine
anlattı.


Babası tebessüm
ediyordu.


Çok kıymetli bir öğretmeniniz var
,onu sakın üzmeyin dedi.


Üzermiyiz babacığım,bizi cok
seviyor,bizde onu dedi.


Ertesi gün bahcesinden her
renkten çiçek demeti yaptı,süsledi,

öğretmenine verecekti.

Başka okulda olan yeğenlerinin
öğretmenleri hiç böyle güzelliklerden bahsetmiyordu.


cok şanslı
öğrencilerdi...


Allah'ım sana şükürler olsun
dedi,böyle bize anlatan Rabbimi tanıtan bir öğretmen yolladıgın için dedi
amin.

Yazan:
güller



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
Mukarrib
c.c:

Allah (c.c.),
Mukarrib'dir. Yani kullarının kalbine hidâyet verir ve kullarını Kendisine
kalben ve rûhen yaklaştırır. Mahlûkâtı eşsiz şefkat ve merhamet tecellîleriyle
birbirlerine yaklaştıran ve aralarında muhabbet tesis eden Cenâb-ı Allah'tır.
Rabb-i Rahîm, mü'minlerin kalplerinin birbirlerine yakın olmalarını ister ve
mü'min'leri "kardeş" ilân eder.


Süveyde cok
sevinçliydi,babası ateşe(elçi) oldugu için tayin edilmiş,Kenyaya
gideceklerdi,cok merak ediyordu nasıl biryerdi.


Akşam babası gelince yemekten
sonra kucagına oturdu,başladı sormaya.

Babaçığım Kenyayı
anlatırmısın?

Süveydem
Kenya Afrika Kıtasında bir ülke başkenti Nairobi,HALKI COGU
MÜSLÜMAN.

SEN GİDİNCE
ŞAŞIRMA ORDAKİ KARDEŞLERİMİZİN RENGİ SİYAH.


Nasıl baba
bütün vucudumu?

Evet kızım
Rabbim öyle yaratmış kardeşlerimizi.

Rengi farklı,dili farklı peki niye kardeşimiz
diyorsun?

Süveydem can
kızım bütün müslümanlar kardeştir.



Rabbim kalplerini islama açan
ve kendine yakınlaştırdığı kullarına kardeş ilan
eder.

bak şimdi Mukarrib
c.c istediği kuluna kalbine

iman nuru ile islamı sevdirir ve bütün bu islamı sevenleride
birbirlerine yakın olmalarını her durumda yardımcı olmalarını ister ve
kardeşsiniz der.işte bu isim le bu sevgi doğar.

Babaçığım onlarda namaz kılıyorlarmı bizim
gibi.

Tabbi
kızım.


Çok sevdim ben
Rabbimin bu ismini.

Niye
kızım?

Baba senin kardeşin
halam yani bir sıkıntısı olsa sen hemen koşuyorsun
değilmi.

Tabii kızım o
benim kardeşim.

Bak ozaman
Mukarrib c.c ismi herkeste güzellikler meydana getirse hiç aç kalmaz, sıkıntıda
olanlarda sıkıntıları biter.

Babası kucakladı kızını,canım benim,güzel düşünen kızım
dedi,

Dua edelim,kızım bu
isimle Rabbim bu güzellikleri açsın.

Hadi sen başla.


Allah'ım Mukarrib isminle
herkese imanın nurunu ver ve kardeşlik sevgisi ile birbirlerini sevmeyi nasip
et,

açlara yardım
etsinler,zorda olan kullarına yardım etsinler.

SÜVEYDE Amin derken babasına baktı ağlıyordu babası yaşlı
gözlerle Amin dedi.

Yazan:Güller



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici


AFÜVV.CELLE CELLAHU:AFFI COK
OLAN.


Kemal çok üzgündü,ağlayarak eve
döndü.

Annesi kapıda kemalin
kırmızı olmuş gözlerini görünce cok korktu.,

Ne oldu sana Kemalim?
Ağlayarak annesinin boynuna sarıldı şimdi daha çok
ağlıyordu.


Anneçiğim sınıfta yan
arkadaşım vardı ya Yasemin,onun bugün saati kayboldu,

cok ağladı,öğretmende bütün cantaları tek tek ceplerimize
baktı,saat benim çantamdan çıktı,çok şaşırdım.

İnan ben yapmadım,nekadar söylesemde yasemin cok kötü
laflar söyledi bana.


Herkes kuşkuyla baktı bana cok üzgün ve
kızgınım.

Kemalim sizin yaseminle
olan arkadaşlığınızı cekemiyen biri varmı sınıfta?

Kemal birden durdu..şimşek hızıyla koşa koşa sokağı
döndü.


Bir kapının ziline
basıyordu.

Kapıyı acan zuhalin
annesiydi,

Hayrola kemal birşeymi
var?

Kemal ağlayarak anlatmaya ve
zuhal'in onu tehdit ettiği ogün söylediği kelimeleri annesine
anlattı.

Aysel hanım şaşırmış ve
çok üzülmüştü.

Gel kemal içeri
dedi.

Zuhalide
çağırdı.

Bakın çocuklar yapılan
herşeyi gören biri var kim o?

İkiside Allah dediler.
O
zaman kızgınlıkla istemeden bazen insanlar hata edebilir
değilmi?

İkiside evet
dediler.

Zuhal kıpkırmızı
olmuştu,nerdeyse ağlayacaktı.



Aysel hanım sözüne
devam etti.

Allah c.c bizi her
zaman görüyor,ve omuzlarımızda iki tane melek var onlar kiramen melekleri
yaptıklarımızı yazıyor.

Bu dünyada
yaptıgımız hatalar için özür dilemez tövbe etmez ve haksızlık yaptıgımız
kişilerdende özür dilemezsek,öbür dünyada cezamız var.

Allah Afüvv 'dür kendisinden af diliyen kulunu
bağışlar.bir daha kul bu günahı işlemezse affa mazhar
olur.

Zuhal ağlamaya
başladı,anneçiğim cok özür dilerim,ben cok büyük bir hata yaptım,AF dilersem
Allah beni affedermi.

Tabbi kızım
ilk önce Allah'tan samimiyetle,pişmanlıkla özür diliyeceksin.sonra
kemalden,sonra yaseminden,ve bütün sınıftan.

Zuhal ellerini açtı ağlıya ağlıya af diledi.
Kemale dönüp ondanda özür diledi.
Kemal zuhalin gözyaşlarına ve samimiyetine inandığı için
af ettim dedi

Ertesi gün annesi
ile zuhal okulda sınıfın önünde,bu olanları anlattılar ve son cümleleri, ibret
olsun çocuklar size,ne yaparsanız yapın sizi gören Allah var,af dilemezseniz ya
bu dünyada,ya ahirette ceza verecek.

Allah c.c her zaman sizi gördüğünü unutmayın
dedi.

Bütün arkadaşları zuhalin bu
yaptıgı özürden cok etkilenmişti.

Kalkıp kardeşlerini kucakladılar.


Click this bar to view the full
image.

Gerçek kardeşlik buydu
aysel hanım ve öğretmenin gözleri dolmuştu bu güzellik
karşısında.



YAZAN:GÜLLER



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
“Mutluluk Çağı”nın çocukları
bazen çocukluk duygusuyla hatalı davranışlarda da
bulunabiliyorlarmış…




Anne cok üzgündür,Çocuğuna
Allah c.c anlatmış onun hep kendisini gördüğünü,her yaptığından haberi olduğunu
hikaye ve yaşananlarla anlatmıştı


Küçük ali :haklısın anne ama bahçelerde meyveleri görünçe elimde
olmadan elim uzanıyor alıyorum,kimse yokki o an sorayım
dedi.


Annesi,gel yavrum
benden iste,hemen sana istediğin meyveyi alırım.


Ali güldü,anne o kadar tatlı olmuyor senin aldıgın
dedi.

Annesi..ne yaptıysa.bu
huyundan vazğeçiremedi.

Birgün
arkadaşı söyle bir olay anlattı,




Bir gün sirke gitmiştim,eğlence
sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı.




Bu kediler, sırtlarında, bir
tabak içinde yanan mumları taşıyorlar ve onları

düşünmeden kendilerine öğretileni
yapıyorlardı.




O sırada bir palyaço geldi
elinde kafes vardı,açtı birkaç fareyi saldı,kediler terbiye unutmuş fıtratının
gereğin fareyi kovalamaya başladılar mumlar ve tabaklar yerdeydi,herkes
gülmekten kırılıyordu.


Kardeşim Allah Karib' dir c.c bak:
Allah (c.c.), Karîb'dir. Yani mutlak yakın olandır.
Allah (c.c.), her şeye her şeyden daha yakındır.


Kullarının gizli açık hiçbir hali Ona gizli
kalmaz


. Kullarının
duâlarını ve arz-ı hâcetlerini harfiyen işitir, cevap verir ve hikmeti
iktizâsınca kabul eder.


Kur'ân, Cenâb-ı Hakkın kullarına yakın olduğunu şöyle beyan eder:
"And olsun ki, insanı Biz yarattık. Nefsinin kendisine verdiği vesveseleri Biz
biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kaf Sûresi: 16)


Bir diğer âyette Karîb ismi
şöyle zikredilir: "Kullarım sana Benden sorarlar.


Bilsinler ki, Ben onlara karîbim (yakınım). Benden
isteyenin, duâ ettiğinde duâsını kabul ederim.


Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar.
Umulur ki, doğru yola ererler." (Bakara Sûresi: 186)


Allah'ın Karîb olduğunu bildiren Resûl-i Ekrem
Efendimiz (a.s.m.), yüksek sesle duâ eden Müslümanlara, "Kendinize hâkim
olunuz.


Siz sağır ve gaip
olan bir kimseye değil, işiten, gören ve çok yakın olan Allah'a duâ ediyorsunuz.
O sizinle beraberdir" (Buharî, Tevhid: 9)

buyurmuştur.

SEN dua et ve
Aliye bahçesine biraz büyük bir meyve ağacı birtanede küçük al diktir,ve bunlara
bak.

Allah Karib dir senin her
yaptığını görür ve bu hizmetin için calışmanın neticesi sana bu ağaçlardan cok
güzel ve tatlı meyveler verecek,bunların tadını hiç bir ağaçtan aldığın meyva
gibi olmayacak de.

Sorumluluk ve
özen yaratılışındaki bu huyunu yön verecektir.



Annesi
aynısını yaptı ve Ali o ağaçları hergün sulamaya ,bakmaya
başladı.

,YAZIN meyve verdiğinde
o ağaçlar,Ali cok mutluydu....


Haklısın
anneçiğim bu meyvelerın tadı hiç bir ağaçta yok.

Bundan sonra hiç bir ağaçtan meyva almayacağım
.


Karib c.c hep benimle bunu
anladım demişti.

Annesi o hafta
iki ağaç daha aldı ali ye.......

Çok mutluydular.


Güller



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici


Hayrunisa babasının aldığı
kitabı dikkatle okudu yavaşça yere bıraktı.



Son okuduğunu daha iyi
anlayabilmek için gözlerini bir yere dikmiş, hareketsiz donuk bir şekilde
düşüncelere daldı.


Uzun süre bu şekilde
düşündükten sonra hızla kitabı alıp son okuduğu yeri dikkatli bir şekilde bir
daha okudu.


Her okuduğunda yüzü biraz daha
asılıyor, iyice anlamaya çalışıyordu.


“Kişi sevdiği ile beraber
haşrolur”



Bu hadisi okuduktan sonra,
sevdikleri ve sevmedikleri hanesini bir kez daha gözden geçirmesi gerektiğini
düşündü.


Sürekli bir arada olduğu insanlarla, alış verişte bulunduklarıyla,
komşularıyla , akrabasıyla, kan bağı olanlarla ve ya bir şeklide ticari ilişkisi
olanlarla da değil Sevdikleriyle beraber haşrolunmak.


Sonra bir başka hadisi
hatırladı.


“Allah için sevin ve Allah için
buğzedin”


Tekrar gözlerini kapadı ve
olacakları hayal etti.


Allah için sevdiklerimizle
beraber haşrolacağız diye geçirdi içinden.


Kendisinin ve çevresindeki
insanların sevdiklerini ve sevme nedenlerini düşündü bir bir.Sevdiği insanlar
kimlerdi ve neden seviyordu onları?


Televizyonda gördüğü bir olay
geldi aklına.


Bir
pop star kendisini izlemeye gelen gençlerin çılgınca katılımları arasında ve bir
sunucunun onlara yaklaşarak,

-
Sahnedeki şarkıcı için ne düşünüyorsunuz .


Çok mu
seviyorsunuz?


sorusuna hep bir ağızdan
;


Click this bar to view the full
image.

-
Sevmek ne kelime biz ona tapıyoruz.


Onun için
ölürüz.


Bir insan için ölmek,tapmak ne
demekti,kafası karıştı.


Akşam babası gelince,yemekten
sonra,baba bir insana tapmak,onun için ölmek doğrumu dedi ve sebebini,kafasına
takılanları acıkladı.


Babası sevecen gözlerle kızına
bakıyordu.


Hayrunisam tabi doğru
değil.


peki niye böyle
diyorlar.


Kızım gençler cok
cahil.


Rabbim Ya Vedud c.c yani
kızım:Sevginin kaynagı ya Vedud cc ...



,Tek sevilmeye ve tapılacak Ya
vedud c.c dir.


Bir kul diğer insanlara ve
hatta hayvanlara ve bitkilere, rahmet nazarıyla baktığı, onları Allah (c.c.)
namına sevdiği ve onlara yardım ettiği ölçüde Vedûd isminden ayrı bir feyiz
alır.


Seven. Allah (c.c.)
peygamberleri, nebileri dostlarını ve inanan kullarını
sever


Sevilen. Allah (c.c.) sevilmeyi
hak edendir. O, kulun bütün sevdiklerden daha üstün bir sevgiyi hak
eder.


Hiç kimseyi Allah c.c cok
sevmeyeceğiz.


Tek uğrunda can verilecek
odur.


Kişiler,mal,mülk,evlat,anne ve baba,cevrendeki insanları,Rabbimin
rızası ve yarattığı için seveceksin.


Bu sevgi karşılık beklemeden
sevme demektir.


Bir çiçeğe bakıp, Ne güzel yaratmış maşaAllah demek,bunu diğer
canlılardada düşünmek gerekir.



Click this bar to view the full
image.


Herşeyi yaratan ve
güzelliklerin hepsini veren Rabbimdir.


Herkese başka başka yetenekler
vermiş bunları hayr yolunda kullanmamızı istemiştir,bu yeteneklerde
Allah'tandır.


Sevgiyi yaratan ve Müminlerin
kalbine koyan Allah'tır.


Bu sevgi Allah c.c sevmek için
verilmiştir.Allah^'ı seven dostlarını Rabbim öyle güzellikler
verirki,

Bütün sevgiler küçük ve
hafif gelir.herşeyi yaratandan öte sever .....


Click this bar to view the full
image.

Anladınmı Hayrunisam....!

Anladım babaçığım
sağol.


Gel bir de dua edelim
seninle.


Ellerini kaldırdılar.


Yarabbi! sen bizi sadece senin
rızan için sevenlerden eyle.

Menfaatimize yaradıkları için senden uzak olanları
değil,menfaatimize yaramasa da sana yakın olanları sevenlerden
eyle.

Toplumun
putlaştırdıklarını bilinçsizce putlaştıranlardan değil, İbrahim (as) gibi bu
putları yıkanlarda eyle.

Yine
İbrahim (as) ın çocukları ve çevresindekiler için yaptığı duada olduğu gibi
.

Rabbim beni ve benim soyumdan
gelecek olanları Namazlarında daim eyle.

Rabbimiz sen bizim dualarımızı kabul buyur.
Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün
beni,

Anne ve Babamı ve bütün
inananları bağışla..Amin.

YAZAN:GÜLLER



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici
Tâlib
Allah
(c.c.), Tâlib'dir. Yani hayır isteyen, iyilikleri seven ve sâlih davranışlardan
râzı olandır. Cenâb-ı Allah hayır ve kemâlâtı talep eder. Kullarının iyilik
içinde ve iyi ahlâk üzere olmalarını ister, hayırlı ve sâlih kullarından râzı
olur.


AHMET çok sevinçlidir,okular bitmiş ve karnesindeki başarısından
sonra Babası onu dedesinin köyüne götürmeye söz
vermiştir.


Dedesi de İstanbulda
yaşamaktadırlar ama yazın İspartanın senirkent gidip kışın dönüşlerini hep
beklermiş.ahmet,cok yalvarmış ama her yaz annesinin ve babasının ve izci kampı
faaliyetlerinden gitmek nasip olmamış.


BABASI 1 AY çiftlikte tatil
olarak söz vermiştir.


Ahmet günleri saymakla
geciriyor,valizine hazırlamış,her gün eksik kalan eşyalarından birşeylerde
eklemeyi unutmuyordu.


O akşam babası erken
yatalım sabah namazından sonra yola cıkacağız dediği anda,ahmet için sabah olmak
1 yıl gibi geldi,sevinçten uyuyamadı.


Sabah yola cıktılar,akşam
geç saatte biri hadi ahmet kalk geldik uyan dedi,gece uykusuzluk havanın
karaması ile etkisini göstermiş oturduğu yerde nasıl uyuduğunu bile
hatırlamıyordu.


Ahmet bir an nerde olduğunu
hatırlıyamadı,birden geldikmi baba dedi.


Evet oğlum
geldik


Yaşasın,arabadan inip
bekleyen dedesinin kollarına kendini bıraktı.


Gece hasret
giderdiler.


Sabah erkenden
kalktı,üstünü giyinip mutfağa indi.

Babannesi sabah kahvaltısı hazırlıyordu.

Gülerek bir öpücüğe bir
taze sağılmış kaynatılmış süt,istermisin?


Evet dedi ahmet,acele ile
sütünü içip,koşa koşa çiftliği gezmeye cıktı.


O kadar güzeldiki
herşey,ağaçlardaki meyveler,çiçekler,havası bile başka
güzeldi.



Tam gezerken ağlıyan
birinin sesini duydu.


Hızla otarafa
yöneldi.


Bir çocuk karton kutu
içinde ölmüş bir kedinin başında ağlıyordu.


Elini omzuna koydu ağlama ,niye
ağlıyorsun.


Bir kız çocuguydu,masmavi
gözlü,sarışın kendi yaşlarındaydı.


Adın ne ,sen kimsin diye
sordu,


Kısa tanışma sonrasında
denizle,başladılar konuşmaya.


Deniz,hayvanları ve
bitkileri cok seviyorum.


Burda çocuklar hep onlara
zarar veriyor.


Bu kedicikte ayagı
kırmışlar birde tepeden aşşağı atmışlar.


Günlerce baktım,dualar
ettim,Rabbim onu aldı yanına dedi başladı ağlamaya.


Geçenlerde bir kuşu sapanla vurdular,zor aldım ellerinden
iyileştirdim,uçtu gitti.


Ahmet üzülme dedi.

Bak babam derki,bu dünyada
hayır adına hayvan veya bütün canlılara iyilik yapanlar Allah razı
olur.


Allah c.c bir ismide Talib c.c
iyiliklerden razı olan ,iyilik yapanları cok seven.


Allah seni sevdiği
gibi,kötülük yapanlarda cezasız bırakmaz.

Babam bana birşey öğretti öğrenmek istermisin
deniz?


Evet

Babam evlat 3 ilim var bunu
cok iyi öğren dedi bana ezberletti.


-Gönül ilmi şudur ki, bana
kalb verdi ve kendi mârifet ve muhabbeti yeri eyledi ki, bu kalb ile O'nu
bileyim.


O'nun sevdiklerine gönülde
yer vereyim, sevmediklerine yer vermiyeyim ve böylelerinden uzak
olayım.


Dil ilmi şudur ki, bana dil
verdi ve dili zikretmek, O'nun ismini söylemek yeri
eyledi.


Bununla O'nu hatırlatanları
dile getirmeği, O'ndan bahsetmiyen sözden onu korumayı, böyle sözden uzak olmayı
ima etti.


Beden ilmi şudur ki, bana
beden vermiştir ve onu kendine hizmet yeri eylemiştir.


Böylece O'na hizmet olan
her şeyi yaparım, hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım.


Sonrada İlmi evladım,Allah
rızâsı için öğrendiysen, insanlardan istemeyi, beklemeyi
kes.


Yok, dünyâ için
öğrenmişsen, Cennet'e kavuşamazsın, dedi.


Deniz cok güzel banada
ezberletirmisin dedi.


Bundan sonra
insanlara,hayvanlara,bitkilere hep hizmet edeceğim Ahmet,onlardanda birşey
beklemiyeceğim.


Hadi gel sana çiftliği
gezdireyim.


O
yaz hiç bitmesin istedi Ahmet,mutlu günler cok cabuk
geçti.


İstanbula dönerken dedesi
ona söz verdi her yaz artık tatilini çiftlikte
geçirecekti.

İÇiNDEN
ALLAH'IM SANA ŞÜKÜRLER OLSUN DEDİ.

YAZAN:GÜLLER



HiRaNuR

avatar
Süper Yönetici
Süper Yönetici



HEYECANLI BİR GÜN
YAŞACAKTIM.



Büyük bir merak
içersindeydim.


Annemle birlikte
mahallemizde yalnız başına yaşayan ve gözleri görmeyen, yaşlı bir teyzeyi
ziyarete gidecektik.



Bir insanın görmeden
yaşamasını düşünmeden edemiyordum,nasıl yaşıyordu.

Geceleri karanlıkta hiç birşey görmemiz ,yolumuzu
bulamamamız, Rabbimim yarattıpı güzellikleri görememek, nasıl birşeydi,nasıl
dayanıyordu?



Okulda arkadaşım kemale bu
ziyaretimizden söz ettim. O umursamaz bir tavırla:



-
Ne yapacaksın? Kör bir kadını mı ziyaret edeceksin? diye
söylendi.



Düşündüklerimi anlattım,
suratını buruşturdu.



Kemal'in bu yakışıksız
sözlerine karşılık;



yaşlı ve özellikle yalnız
yaşayan, hasta ve kimsesizlere yapılan ziyaretlerin,


Allah katında çok sevap
olduğunu, onun bu sözlerini ise, kendisine hiç mi hiç yakıştıramadığımı
söyledim.

O gün, sürekli
bir biçimde Kemal'in sözlerini düşündüm. Üzüldüm, üzüldüm.




Bir insan hiç bu kadar
acımasız, duygusuz olabilir miydi?



Annemin daha önce bu
teyzeye yaptığı ziyaretler sonrasında bana anlattıklarını hatırladım.



Yaşlı ama teyze nasıl da
memnun olmaktaydı annemin ziyaretlerinden.

Ona dualar ettiğini nasıl da mutlu olduğunu bir bir anlatmıştı
annem.




Evet bu yaşlı ama teyzeye
gidecektik annemle.



Anneme niye insanların gözü
görmez tedavi edemiyorlarmı dedim?



HER hastalık caresi
bulunmadı yavrum .Rabbim dilerse Şafi c.c ismiyle şifa verir,bu dünyada herşey
sebebdir.Doktorlar iyileştirmeye sebepdir.

Doktor iyileştirdi denmez.Vesile oldu Rabbim nasip etti
denir.



Yavrum Allah Ya
Basir c.c dir.Her şeyi gören, çok iyi gören dir.

Allah her şeyi, herkesin yaptığını görür. Onun görmesine
hiç bir şey engel olamaz.



Rabbimim görmesinin bizim anlamamız
imkansızdır.



Mesela:
Allah'ın, kalpteki fısıltıları, beyindeki oluşumları, fikirdeki
gizlilikleri, kalplerdekini, zifiri karanlık bir gecede kapkara bir taşın
üzerinde yürüyen simsiyah bir karıncayı ve çıkardığı sesi görür, duyar,
bilir.



Basir ismi
bütün insanlarda tecelli eder ve insanlar görmesi bu
yüzdendir.



Anne
teccelliyi anlatmıştın ama bir daha anlatırmısın.?

Yavrum...
ALLAH'ın yaratan duyan bilen gören nimetleri veren terbiye eden
rızık veren hastalıkları iyileştiren ALLAH olduğunu
anlatmıştım.

BU Kainatta
herşey Rabbimin isimlerinin tecellisi ,aynı aynada bize yansıyan gördüğümüz
eşyaların ne olduğunu anlamamız gibidir.

Hani dedik Şafi ismi ile iyileşti.sebep
doktor.

Sen görüyorsun
..sebep gözün.. ama basir ismi yansımasının nedeni ile
görüyorsun.

Ağaçlarda meyve
verir sebep...aynı çamurlu suyu içer renk renk,şekil şekil,mevsimlere göre
yiyecekler verirler.

bu
Mü'nim c.c yansıması ile olur.

Ağaç yarattı denmez. anladınmı evet anne teşekkür
ederim.




Anneme, önceki gün Kemalle
konuşmamızdan söz ettim.

Kemalim sözlerini anlattım..
Annem sözlerimin sonunu bile beklemeden, Kızdı.

İnsanların birbirine karşı
sorumlulukları olduğunu söyledi.

Peygamber Efendimiz’in komşu haklarına ne kadar önem verdiğini
anlattı.

°Komşusu açken, tok
yatan bizden değildir’ sözünü her birimizin bir ilke olarak benimsememiz
gerektiğini söyledi.


Annemin anlattıklarını
merakla dinliyordum.

Bir
Müslüman çocuk olarak, insanları sevmemizi, yaşlılara, kimsesizlere, yoksullara
yardımda bulunmamız gerektiğini bir kez daha hatırladım.


Annem, kemalin alayla Kör
kadın sözüne de çok kızmıştı.


Bana kör ile ama
kelimelerinin anlamını ayrı ayrı anlatmaya başladı.


O zaman kör kelimesinin, daha çok doğruları,
gerçekleri görmeyen, insanlıktan sevgiden uzak olan insanlar için kullanıldığını
öğrendim.



Annem,
Kur’an-ı Kerim’de ilâhi gerçekleri görmeyen insanlar
için:

“Onların gözleri kör, kulakları sağır, kalpleri kilitlidir“


AYETİNİN yer aldığını
söyledi.

Gözleri eşyayı,
dünyayı görememek demek olan amaâ kelimesini kullanmanın, daha doğru olacağını
iyicene anladım.

O gün,
okuldan eve gelir gelmez, önlüğümü çıkardım.

Annem de birşeyler hazırlamıştı, psata ,börek
gibi.hazırlanmıştı.


Annem yolda, gideceğimiz
teyzeyle ilgili olarak bana bilgi verdi.

İnsanları ziyaret etmenin, onları sevmenin insanlık için bir
görev olduğunu bir bir anlattı.

Tek katlı bahçe içinde bir evin önünde durduk
.

Bahçe cok bakımlıydı.
şaşkınlığım iyicene artmıştı,nasıl bakıyordu.?



Kapı açıldı.
Yaşlı ama nur yüzlü teyze bize
bakıyordu,güleryüzle.

Bizi
içeriye buyur etti.


Sokaklarda gözü görmeyen
insanlar görmüştüm.


Ellerindeki bastonlarla,
dikkatlice yürüyen bu insanların yerine kendimi koyar, onların hallerini anlamak
isterdim.


Görmeden yürümek nasıl da
zordur.


Bu insanların
durumunu düşünmeden yapılan: kaldırımlar, açılıp da kapatılmayan çukurlar,
onların hayatını nasıl da zorlaştırıyor kim bilir?


BİRDE GÖZLERİ
GÖRMÜYORSA,ÜZÜLDÜM.


Evde
ufak bir odada, gözleri görmeyen, yaşlı ve kimsesiz bir teyze
duruyordu.


Annem, teyzenin hatırını,
bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordu. Güler bir yüz, temiz bir dille:

- Allah’a şükür yavrum, sağ
ol önemli bir ihtiyacım yok.

Zaten zaman zaman bir iki komşu da ziyaretime geliyorlar.
İhtiyaçlarımı karşılıyorlar sağ olsunlar, cevabını verdi.

Ne kadar iyi insanlar
vardı!!!!!

Adı Saliha imiş.

Saliha Teyze, küçükken
geçirdiği çiçek hastalığı yüzünden ama olmuş.O zaman bu hastalığın tedavisi
yokmuş.

Gözleri o yıllardan
bugüne görmüyormuş.

Saliha
teyze bunları anlatırken, ben bütün dikkatimle onu inceliyor ve
dinliyordum.


Güzel, nurani, temiz bir
yüzü vardı.

İncecik sesiyle
yavaş yavaş konuşuyordu, ikimizi de görüyormuş gibi
konuşuyordu.


Bir yandan annem ve
teyzenin konuşmalarını dinliyor, bir yandan da evin, beni hayrete düşüren,
temizliğini düşünüyordum: Bu evi, NASIL böyle
temizliyebilirdi.

. Mutlaka
bir tanıdığı, bir başka komşu teyze gelip evi temizliyordu.

Ben bu düşünceler
içerisinde şaşkın bir haldeyken bana:


Sen nasılsın? dedi
Beni nasıl fark etmişti bilemiyorum.
Hiç sesimi çıkarmamıştım. Yalnızca onları
dinlemiştim. Kim bilir...


Ona iyi olduğumu, teşekkür ettiğimi
söyledim..


Odanın içinde
sanki gözler görüyormuş gibi dolaşmasını görmenizi
isterdim.

Çay
içtik...



unutmadan birde
benbeyaz bir maviş isminde mavi gözlü kedisi vardı.

Onu severken,oynarken hava nasıl karardı
bilmiyorum.

izin
istedik.


Ben onun elini öptüm. O da
beni yanaklarımdan öptü.

Yol
boyunca Saliha Teyzeyi konuştuk annemle.

Kimsesi yoktu hayatta.Büyük depremde ailesinin hepsini
kaybetmiş.


Şimdi
yapayalnızdı.

Gözleri
görmüyordu.

Evin işi,
yemek, bulaşık... Bir sürü yapılması gereken iş... Hangisini nasıl yapacaktı?
Bunları yaparken nasıl da zorlanacaktı? Hele temizlik işi...

Anneme sordum:

Teyze işlerini nasıl
yapabiliyor?


Annem, ev işlerini
kendisinin yaptığını, zor da olsa yapmaya çalıştığını, zaman zaman da bazı
komşuların ona yardımcı olduklarını, evin kirlendiğini ise kokudan anladığını
söyledi.

Önemli olan
Rabbimim verdiğine razı olup yaşayabilmek dedi.

Bu noktada, daha büyük sıkıntıları, hastalıkları
olan insanlara bakarak, halimize şükretmemiz gerektiğini unutmaman gerek
dedi.

Anne ve babamı,
evimizin şartlarını düşündüm.


TEK KALMAK VE GÖZLERİ GÖRMEMEK...

Allah’a COK COK şükrettim.
YAŞADIĞIM BU ANI HİÇ
UNUTMUYAÇAĞIM

- Önemli olan,
insanın gözlerinin görmesi değil.

Allah BİLMEMEK, kardeşliği ANLAMAMAK, insanlığı UNUTMAKTI.


Ama asıl körlük: iNSAN OLUP
İNSANA YARDIM ETMEMEKTİ....


YAZAN:
GÜLLER



Helen

avatar
Üye
Üye
Shocked Shocked Shocked [img]http://isl Neutral Smile Surprised Wink

Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz